Bir akşam Pekin'de Daniel Wang evine geldiğinde kapısında onu bir robot bekliyordu. Kapıyı açtı ve robot işe koyuldu. Yavaş hareket ediyordu. Bir saat boyunca yalnızca üç parça kıyafet katladı, bir saat daha Wang'ın ayakkabılarını düzenledi. İşlerin çoğunu aslında robota eşlik eden insan bir ev yardımcısı yaptı. Peki robotun asıl görevi neydi? Wang'ın evindeki sıradan hayatı kaydetmek.
Wang bu üç saatlik hizmet için 149 yuan, yani yaklaşık 20 dolar ödedi. Üstelik memnundu. "Mahremiyet açısından bu ev sahnelerini göstermekte bir sakınca görmüyorum" dedi. Sonra ekledi: "Fiziksel yapay zekaya küçük bir katkı yaptığımı hissediyorum."
Kulağa tuhaf geliyor değil mi? Bir insanın, kendi evine para ödeyerek bir robot çağırması ve bunu bir katkı olarak görmesi. Ama bu küçük sahne, dünyanın en büyük teknoloji yarışlarından birinin tam kalbinde duruyor. Çünkü robotların bir sorunu var ve bu sorunun çözümü, hiç beklenmedik bir yerde saklı. Senin, benim, sıradan insanların günlük hayatında.
Robotların büyük sırrı: aslında hiçbir şey bilmiyorlar
Son yıllarda insansı robotların dans ettiği, koştuğu, hatta yarı maraton kazandığı videoları gördük. Etkileyici görünüyorlar. Ama bir gerçeği gizliyorlar. Bir robotu fabrikada vidayı yerine takarken görmek başka şey, onu senin mutfağında bir bardağı doğru tutarken görmek bambaşka şey.
Sorunun adı veri. Yapay zeka sohbet robotlarını hatırla. ChatGPT ve benzerleri, internetteki milyarlarca metni okuyarak öğrendi. Yazı boldu, her yerde hazır duruyordu. Robotlar içinse böyle hazır bir kütüphane yok. Bir robotun çamaşır katlamayı öğrenmesi için, birinin çamaşırı binlerce kez katlamasını izlemesi gerekiyor. Hem de farklı evlerde, farklı ışıkta, farklı kumaşlarla.
İşte buradan çarpıcı bir soru doğuyor. Robotlara bu gerçek hayat verisini kim, nasıl toplayacak? Cevap, yapay zeka yarışının bugüne kadar pek konuşulmayan tarafını aydınlatıyor. Yapay zekanın artık adeta bir sayaçla, elektrik gibi ölçülüp faturalandığı bu dönemde, robotların öğrenmesi de görünmez bir emek ekonomisine dönüşmüş durumda.
Çin'in çözümü: milyonlarca insanı işe almak
Çinli teknoloji şirketleri bu veri açığını kapatmak için sıra dışı bir yol seçti. Binlerce sıradan insana para ödeyip onları kendi evlerinde, fabrikalarda ve dükkanlarda günlük işlerini yaparken filme alıyorlar. Robotlar da bu görüntülerden, yani gerçek insanların gerçek hareketlerinden öğreniyor.
Bu yaklaşımın adı "birinci kişi" veri toplama. Yani kameranın insanın gözünden baktığı, ellerin bir işi nasıl yaptığını gösteren videolar. Çamaşır katlamak, bardak yıkamak, rafa ürün dizmek, ayakkabı bağlamak. Sıradan görünen her hareket, bir robot için öğrenilmesi gereken kocaman bir ders.
Peki neden Çin bu işte öne geçti? Burada dengeli bakmak gerekiyor. Analistlere göre tablo şöyle. Yapay zeka modeli araştırması ve en yetenekli beyinler tarafında Amerika önde. Ancak donanım ve veri ekosistemi tarafında Çin lider konumda. Çünkü Çin'de işçilik maliyeti düşük, devlet desteği güçlü ve halkın robotlara ilgisi yüksek. Amerikan şirketleri yüksek maliyet yüzünden bu veri toplama işini gelişmekte olan ülkelere taşırken, Çinli şirketler aynı işi kendi içinde, hem de kendi evlerine uygun verilerle yapabiliyor.
Yapay zekanın elektrik gibi faturalandığı yeni dönemi daha önce ele almıştık. Yapay zeka artık elektrik gibi faturalanacak başlıklı yazımız bu dönüşümün arka planını anlatıyor.
Mahalleye 600 bin kişi: JD.com'un dev planı
Bu işin ölçeğini anlamak için tek bir örnek yeterli. Çin'in en büyük e-ticaret devlerinden JD.com, kurucusunun memleketi olan Suqian şehrinde yerel yönetimle birlikte çalışıyor. Hedefleri iki yıl içinde 10 milyon saatlik robot eğitim verisi toplamak.
Şehirde bunun için özel bir "veri toplama mahallesi" kurulmuş. Burada yaşayanlar, ev işlerini yaparken kendilerini filme alıp para kazanıyor. Yerel bir huzurevinde çalışanlar ve hatta bir kivi çiftliğindeki işçiler, başlarına taktıkları kameralarla el hareketlerini kaydediyor. JD.com nihai planını da açıkladı. 100 bin kendi çalışanını ve 500 bin dış çalışanı bu veri toplama operasyonuna katmak istiyor. Yani toplamda 600 bin kişilik bir operasyon. Şirket bunu, yöre halkının ek gelir kazanması için bir fırsat olarak sunuyor.
Fabrikalar da bu denkleme dahil. Güney Çin'in imalat merkezi Guangdong'da iki veri tedarikçisi, onlarca elektronik ve paketleme fabrikasıyla anlaşmış. İşçiler, montaj hattındaki hareketlerini kaydeden baş kameraları ve bilek sensörleri takıyor. İlginç bir detay var. Dongguan'daki bir tedarikçi, isteksiz fabrika sahiplerini ikna etmek için uzun vadeli bir vaat kullanıyor. "Bu verilerle eğitilen robotlar, bir gün gelip bu fabrikada çalışacak" diyor.
"Daha önce kimse bana yemek pişirdiğim için para ödememişti"
İşin asıl dokunaklı tarafı burada başlıyor. Bu dev veri yarışı, soyut bir teknoloji haberi değil. Gerçek insanların hayatına dokunuyor.
Çin'de yaşayan 50'li yaşlarındaki Gao Bo, evde oturan bir anne. Artık günde altı saat boyunca kendini ev işlerini yaparken filme alıyor ve saati 20 yuan, yani yaklaşık 3 dolar kazanıyor. Bu, onun için nadir bir iş türü. Çünkü genç oğluna bakmaya devam ederken aynı anda para da kazanabiliyor.
Suqian şehrinde Sister Guo adıyla anılan bir başka tam zamanlı anne de aynı işi yapıyor. JoyEgoCam adlı özel başlık kullanarak günde altı saat, haftada beş gün çalışıyor. Ayda 4 bin yuanın üzerinde, yani yaklaşık 550 dolar kazanıyor. Esnek saatler ve sabit konum şartı yok. Çamaşır, yemek ve çocuk bakımı arasında kendini kaydediyor.
Gao'nun anlattığı bir ayrıntı, bu hikayenin ruhunu özetliyor. Sürekli tekrarladığı temizlik yüzünden evi artık tertemiz. Ve şöyle diyor. "Daha önce kimse bana yemek pişirdiğim ve çamaşır yıkadığım için para ödememişti." Yıllarca görünmez kalan bir emek, bir anda değer kazanmış. Bir kadının her gün yaptığı sıradan ev işi, şimdi geleceğin robotlarına öğretmenlik yapıyor.
Bu tablo, yapay zeka çağındaki iş gücünün ne kadar tuhaf bir noktaya geldiğini gösteriyor. Bir yandan robotların insan işlerini devralacağı konuşuluyor. Diğer yandan o robotları eğitmek için, yine insan eline ihtiyaç var. En azından şimdilik.
Robotlar için "okullar" açılıyor
Ev verisi tek kaynak değil. Çin'de robotlara özel eğitim merkezleri, adeta robot okulları kuruluyor. Bu merkezlerde gerçek hayattan kopyalanmış ortamlar var. Bir araba montaj hattı, akıllı bir ev, bir huzurevi, bir perakende mağaza.
Pekin'in Shijingshan ilçesindeki tesis bu okulların en büyüğü. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda 16 ayrı eğitim senaryosu işliyor. Robotlar burada sanal gerçeklik gözlükleri ve hareket yakalama sistemleriyle boş kutuları yerine koymayı, malzeme ayırmayı, ürün paketlemeyi öğreniyor. Tesis yılda yaklaşık 6 milyon veri girdisi üretiyor. Bu rakam Çin'in en yüksek seviyesi.
Bir başka merkezde, Hubei'de, yaklaşık 100 robot durmadan aynı hareketleri tekrarlıyor. Kıyafet katlamak, masa silmek, ütü yapmak. Yüzlerce kez. Bir proje sözcüsünün benzetmesi çok yerinde. "Bu, bir çocuğa bol bol pratikle yürümeyi öğretmek gibi."
Robotların artık gerçekten işe başladığı bu yeni dönemi daha önce işlemiştik. Robotlar resmen işe başladı başlıklı yazımız sahaya çıkan robotları anlatıyor.
Peki bu yöntem gerçekten işe yarayacak mı?
Burada dürüst olmak gerekiyor, çünkü herkes aynı fikirde değil. Bu kadar emek ve para harcanan bu yöntem, gerçekten zeki bir robot üretecek mi? Bu hâlâ açık bir soru.
Oregon Eyalet Üniversitesi'nden robotik profesörü Alan Fern, sektörün büyük dil modellerinden ilham aldığını söylüyor. Mantık şu. Nasıl ki bol veriyle ChatGPT akıllandıysa, bol veriyle robotlar da akıllanır. Ama Fern temkinli. Bu insan hareketi videolarının, robotları her ortamda çalışabilecek kadar zeki yapacağına dair yeterli kanıt henüz yok. "Çok çılgın bir fikir değil" diyor, "ama henüz kanıtlanmamış."
Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'den robotik araştırmacısı Ken Goldberg de benzer bir uyarı yapıyor. Çabayı takdir ediyor ama yavaş buluyor. "Yüzlerce insan çalışsa bile, yeterli veriyi toplamak uzun zaman alacak" diyor. Yani bu, sonu garantili bir yarış değil. Çin büyük bir bahis oynuyor ve bu bahsin tutup tutmayacağını ancak zaman gösterecek.
Neden bu hikaye Türkiye'den de önemli?
Bu uzak bir Çin hikayesi gibi görünebilir. Ama aslında hepimizi ilgilendiren bir geleceğin provası.
Birincisi, robotların evlere girmesi an meselesi. Bugün Çinli bir mühendisin evinde çamaşır katlamayı deneyen robot, birkaç yıl sonra çok daha yetenekli ve çok daha ucuz hâliyle küresel pazara çıkacak. Türkiye dahil pek çok ülkede ev robotu tartışması yakında çok daha somut hâle gelecek.
İkincisi, yeni bir meslek doğuyor. "Robot eğitmenliği" ya da "yapay zeka için veri toplayıcılığı" diye bir iş, beş yıl önce yoktu. Tahminlere göre özellikle Asya'da robot eğitim verisi sektörü yıllık ortalama yüzde 30 büyüyecek ve 2030'a kadar en az 10 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. Bu, iş gücü piyasasının yapay zeka çağında nasıl yeni biçimler aldığının güçlü bir işareti.
Üçüncüsü, jeopolitik bir denge söz konusu. Yapay zeka denince akla hep çipler, dev veri merkezleri ve yazılım geliyor. Oysa fiziksel robotların geleceği, daha sade bir şeye bağlı olabilir. Sıradan insanların günlük hayatından toplanan, ucuz ve bol veri. Bu yarışta Amerika beyni, Çin ise eli ve verisiyle öne çıkmaya çalışıyor.
Sonuç: geleceği katlanan bir gömlek inşa ediyor
Daniel Wang'ın evine çağırdığı o yavaş robot, üç gömlek katlayabildi sadece. Gao Bo her gün evini defalarca temizleyip kendini kaydediyor. İlk bakışta küçük, sıradan anlar bunlar. Ama bir araya geldiklerinde, geleceğin robotlarının nasıl düşüneceğini, nasıl hareket edeceğini şekillendiren dev bir veri okyanusu oluşturuyorlar.
İşte yapay zeka çağının en şaşırtıcı gerçeklerinden biri bu. En ileri teknoloji, en sıradan insan hareketlerinden besleniyor. Bir gömleğin nasıl katlandığı, bir bardağın nasıl tutulduğu, bir ayakkabının nasıl bağlandığı. Robotlar bunları bizden öğreniyor. Ve belki de en güzel ironi şu. Makinelere insan olmayı öğretmek için, önce insanın değerini yeniden keşfediyoruz.
Yapay zeka ve teknoloji gündemini takip etmek için. Finans Gundem Yapay Zeka
Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Aktarılan veriler ve rakamlar, yayım tarihindeki kamuya açık kaynaklara dayanmaktadır ve zamanla değişebilir.