Düzgün bir ihale kanunu, hem kamu yatırımlarında verimliliği yükseltmek açısından elzem hem de bütçe disiplini açısından çok önemli. Mesela başka alanlara kaynak aktarmayı kolaylaştırabilir, iyi tasarlanmış bir ihale yasası.

Mayıs 2001'de uygulanmaya başlanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın kurumsal yapıyı sağlamlaştırma adımlarının en önemlilerinden biri de Kamu İhale Kanunu'nda önemli değişiklikler yapılmasıydı. Sil baştan yeni bir kanun yazılmıştı. Yeni yasanın yürürlüğe girmesinden sonra geçen 24 yılda o yasa 200'den fazla değişikliğe uğradı. Hani, günün koşullarına uygun bir biçimde bir ya da iki kez ufak tefek değişiklikler yapılmasını anlıyor insan da bu kadar çok değişikliğe neden gidildiği bir muamma olarak ortaya çıkıyor. Kod adı 'rasyonele dönüş' olan ve Haziran 2023'te uygulanmaya başlanan ekonomi programı bu önemli konuda sessiz kaldı. Demek ki ihale yasasının mevcut hali 'rasyonel' olarak algılanıyor ya da yeni bir yasa yapmak siyaseten zor görünüyor.

Oysa düzgün bir ihale kanunu hem kamu yatırımlarında verimliliği yükseltmek açısından elzem hem de bütçe disiplini açısından çok önemli. Mesela başka alanlara kaynak aktarmayı kolaylaştırabilir, iyi tasarlanmış bir ihale yasası. Kaynakların nasıl dağıtılacağı siyasi bir tercih elbette ama çoğu emeklinin asgari ücretin altında emekli maaşı aldığı bir ülkede, emekli maaşlarının düzeltilmesi için kullanılabileceği de açık. Diyelim ki bütçe açığına kayda değer bir yük getirmiyor mevcut yasa (pek geçerli bir varsayım olmasa gerek), o zaman işin salt verimlilik boyutuna odaklanılır.

Dün şubat ayı bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Geçen yılın ilk iki ayında ise faiz dışı açık vardı. Zamanla o açık eridi ve 2025'i faiz dışı bütçe fazlası ile kapadık. Bütçede iyileşme bu yıl da sürüyor. Ocak'tan sonra Şubat'ta da, faiz harcamaları hariç tutulduğunda bütçe fazla verdi. Faiz dışı fazla, önemli bir mali disiplin göstergesi. Keza merkezi yönetimin toplam borcunun GSYH'ye oranı da çok düşük bir düzeyde. 2025 sonunda bu oran yüzde 21,7 idi: Sadece geçmişte ülkemizde gerçekleşen değerlere göre değil, uluslararası düzeyde de çok düşük.

Deprem harcamalarına karşın, bütçedeki gelişmeler çok olumlu. Ama -evet yine bir ama var; seçim yaklaşıyor. Normal zamanında yapılırsa, seçime iki yıl kaldı. Bu topraklar onlarca yıllardır çok sayıda seçim ekonomisi uygulamasına şahit oldu. Keşke merkezi yönetim bütçesinde elde edilen bu mali alan seçim cephanesi olarak kullanılmasa. Bu tür uygulamalar sadece bütçe dinamiğini bozmuyor -çok düşük borç oranı dikkate alındığında hadi oradaki bozulma telafi edilebilir diyelim- ama döviz kuru ve risk primi üzerinde yukarıya, döviz rezervleri üzerinde de aşağıya doğru baskı oluşturuyor. Arkasından da enflasyon yükseliyor.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com

Kaynak: Haber Merkezi