Merkezi yönetim bütçesi ocaktaki 214 milyar lira açıktan sonra şubatta 24 milyar fazla verdi ve iki aylık açık 190 milyar liraya indi. Ocak-şubat dönemindeki açık geçen yılki 449 milyar liralık açığın yüzde 58 kadar altında kaldı. 'Göründüğü' kadarıyla gidişat gayet iyi.
Hele hele faiz dışı dengedeki gerçekleşme çok daha olumlu. Geçen yıl iki ayda faiz dışı dengede 147 milyar lira açık varken bu yıl 450 milyar lira fazla oluştu. Faiz dışı dengede yılın tümünde yalnızca 29 milyar lira fazla öngörüldüğü dikkate alınırsa iki aydaki 450 milyarın önemi daha iyi anlaşılır.
İki ayın toplamında bütçe açığı yarıdan fazla düşmüş, faiz dikkate alınmadan yapılan hesaplamaya göre açıktan fazlaya geçilmiş; yani bu verilere göre bütçe performansı çok iyi.
Bu performansın kaynağı tabii ki harcama ve gelir artışının gelir lehine çok farklı oluşması.
Harcamalar toplamda yüzde 42 artmış ama faiz hariç harcamalardaki artış yüzde 30 düzeyinde kalmış.
Buna karşılık gelirdeki artış yüzde 69'u aşmış.
Gelir böylesine artış göstermiş göstermeye de bu hangi kalemlerden kaynaklanmış, önemli olan o. Oranı bu düzeylere taşıyan vergi gelirleri mi, vergi gelirleriyse hangi vergiler?
Kurumlar vergisi sağ olsun!
Merkezi yönetim bütçesinin gelir kalemlerine şöyle bir göz atmak bile bu artışın ağırlıkla nereden kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Artık kurumlar vergisi mi sağ olsun demeli, yoksa yöntem değişikliğinin nimeti olarak mı görülmeli, bilemedim.
Kurumlar vergisi geçen yıl ocakta 8 milyar, şubatta 10,9 milyar, iki ay toplamında ise 18,9 milyardı.
Bu yıl ne mi oldu? Ocak ayındaki gelir 13,7 milyar lira ve bu tutar normal sayılır.
Ya şubat ayı? Kurumlar vergisi bir anda 376,3 milyara fırlamış. Geçen yılın şubat ayındaki 10,9 milyara göre yüzde ile ifade edilmesi bile zor bir artış. Kurumlar vergisinde şubatta yaklaşık 35 kat artış olmuş.
İki ayın toplamında geçen yıl 18,9 milyar olan tutar da bu yıl 390 milyara çıkmış.
Ne olmuş yani şirketlerimiz 'aşka gelip' Maliye'ye vergi ödemek için kuyruğa mı girmiş! Hayır tabii ki!
Dördüncü geçici vergilendirme
Geçici vergilerde dördüncü ödeme 2022 yılında kaldırılmıştı. Dolayısıyla kurumlar geçici vergisi geçen yıl şubatta yoktu.
Geçen yıl 19 Aralık'ta yürürlüğe giren ve 1 Ocak 2025'ten itibaren olan dönemi kapsayan düzenlemeyle dördüncü geçici vergi uygulamasına yeniden dönüldü. Geçen yıl şubatta kurumlar geçici vergisi ödemesi, dördüncü ödeme olmadığı için yalnızca 8,5 milyar lira düzeyinde gerçekleşti.
Bu yıl ise dördüncü ödeme yeniden başlayınca gelir bir anda 372,5 milyar liraya fırladı.
Aslında olan yalnızca bu yılki ödemenin öne çekilmesinden ibaret. Daha önceki uygulamada şubatta ödenen bu vergi, kurumlar vergisi dönemi olan nisanda tahsil ediliyordu. 2025 yılındaki ödeme mayısa sarkmıştı.
Yapılan vergi ödemesinin öne çekilmesinden ibaret olduğu için şubattaki bu rekor artıştan hareketle her ay böyle olacağı tabii ki beklenemez.
Bu düzenleme olmasaydı
Kurumlar vergisinde dördüncü ödeme uygulamasına geçilmeseydi, yani eski uygulama devam etseydi, ilk iki aydaki kurumlar vergisi tutarı olsa olsa geçen yılki 19 milyarın belki yüzde 50 üstüne çıkacak ve yaklaşık 30 milyar olacaktı.
Oysa şimdi iki aylık gelir 390 milyar. Yani dördüncü ödemenin devreye alınması iki aylık dönemdeki bütçe performansına bir anlamda 360 milyar lira civarında katkı verdi.
Bu 360 milyarın olmadığını varsaydığımızda ilk bakışta çok iyi bir performans sergilemiş görünen bütçe acaba nasıl olurdu?
Hani iki ay toplamında bütçe açığı 190 milyar lira düzeyindeydi ya, işte o açık 360 milyarın eklenmesiyle 550 milyarı bulurdu.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





