Kamu harcamalarında 2 milyar lirayı aşan riskli işlem tespit edildi. Bunu bulan bir müfettiş ya da bir denetim raporu değil, bir yazılım.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 9 Ağustos 2026'da açıkladı. Bakanlık, kamu harcamalarını analiz eden ve olası riskleri önceden belirleyen bir yapay zeka katmanını devreye aldı. Sistem çalışmaya başladığından bu yana toplam büyüklüğü 2 milyar lirayı aşan, verimsizlik riski taşıyan harcama işaretledi.
Kısaca devlet, kendi harcama kayıtlarını bir algoritmaya okutmaya başladı. Türkiye'de bunu yapan şirketlerin oranı ise oldukça düşük. TÜİK verisine göre yapay zeka kullanan işletmelerin yalnızca üçte biri bu teknolojiyi muhasebe ve finans tarafında kullanıyor. Bu yazıda sistemin nasıl çalıştığını, 2 milyar lira rakamının ne anlama geldiğini ve özel sektörün neden geride kaldığını ele alacağız.
Sistem Ne Kadar Büyük?
Yapay zeka katmanı sıfırdan kurulan bir sisteme değil, mevcut bir altyapının üstüne eklendi. Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi, kısaca BKMYBS, kamu maliyesinin dijital omurgası.
| Gösterge | Değer |
|---|---|
| Hizmet verilen kamu idaresi | 497 |
| Harcama birimi | 95 bin |
| Muhasebe birimi | 4 bin |
| Kullanıcı sayısı | Yaklaşık 400 bin |
| Yıllık muhasebe kaydı | Yaklaşık 150 milyon |
| Yıllık maaş ve ücret hesaplaması | 3 milyon |
| İşlenen ödeme emri belgesi | 18 milyon |
| Elektronik imzalı belge | 5,5 milyon |
| İşlenen e-fatura | 10 milyon |
Bu ölçek meselenin neden yazılıma bırakıldığını da açıklıyor. Yılda 150 milyon muhasebe kaydını insan gözüyle taramak mümkün değil. Klasik denetim örneklem üzerinden çalışıyor, yani kayıtların küçük bir bölümü inceleniyor. Yapay zeka ise tamamına bakıp anormal olanı işaretliyor.
2 Milyar Lira Kayıp mı, Risk mi?
Burada dikkatli olmak gerekiyor, çünkü iki şey birbirine karışıyor.
Açıklamada geçen ifade şu: verimsizlik riski taşıyan harcama tespit edildi. Yani 2 milyar lira çalınmış ya da israf edilmiş para değil. Sistem, alışılmış kalıba uymayan işlemleri işaretliyor ve bunların incelenmesini sağlıyor.
Aradaki fark önemli. Bir harcama riskli görünüp incelendiğinde tamamen yerinde çıkabilir. Örneğin acil bir ihtiyaç, mevsimsel bir yoğunluk ya da tek seferlik bir yatırım kalıbın dışına düşer ancak yolsuzluk anlamına gelmez.
Bakanlığın çerçevesi de bu yönde. Şimşek açıklamasında amacın önleyici kontrol mekanizmasını güçlendirmek olduğunu belirtti. Yani hedef, para harcandıktan sonra hesap sormak değil, harcanmadan önce soru işaretini görmek.
Bir Yan Kazanç, 200 Milyon Sayfa Kağıt
Aynı dönüşümün beklenmeyen bir sonucu da var.
Bakanlığın açıklamasına göre 2025 ile 2026 döneminde sistem üzerinden yürütülen mali işlemlerde yaklaşık 200 milyon sayfa kağıt kullanımından tasarruf edildi. Bunun yaklaşık 5 bin ton karbon salımının önlenmesine katkı sağladığı belirtiliyor.
Bu rakam dijitalleşmenin ne demek olduğunu somutlaştırıyor. Ödeme emri belgesinin, imzanın ve faturanın elektronik ortama geçmesi yalnızca hız kazandırmıyor, fiziksel bir yükü de ortadan kaldırıyor.
Peki Özel Sektör Nerede?
İşin en şaşırtıcı tarafı burada.
TÜİK, ilk kez 2025 yılında Yapay Zeka İstatistikleri bültenini yayınladı. Verilere göre Türkiye'de yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullanan işletmelerin oranı yüzde 7,5. Bu oran 2021'de yüzde 2,7 seviyesindeydi, yani dört yılda neredeyse üçe katlandı ancak hâlâ düşük.
Şirket büyüklüğüne göre tablo iyice ayrışıyor.
| Çalışan sayısı | 2021 | 2025 |
|---|---|---|
| 10 ile 49 | Yüzde 2,3 | Yüzde 6,6 |
| 50 ile 249 | Yüzde 3,6 | Yüzde 9,6 |
| 250 ve üzeri | Yüzde 9,6 | Yüzde 24,1 |
Yani büyük şirketlerin dörtte biri yapay zeka kullanıyor, küçük işletmelerde bu oran yüzde 7'nin altında.
Kullanım amacına bakıldığında devletin yaptığı işin özel sektörde ne kadar yaygın olduğu da görülüyor. Yapay zeka kullanan işletmelerin yüzde 46,5'i bunu pazarlama ve satış için, yüzde 41,1'i üretim ve hizmet süreçlerinde, yüzde 41'i araştırma ve geliştirmede kullanıyor. Muhasebe, kontrol veya finans yönetimi ise yüzde 33,7'de kalıyor.
Bu iki rakamı birleştirince tablo netleşiyor. Türkiye'de işletmelerin yüzde 7,5'i yapay zeka kullanıyor, kullananların da yalnızca üçte biri bunu mali kontrol tarafında yapıyor. Devletin şimdi devreye aldığı sistem tam olarak o alanda çalışıyor.
Şirketleri Ne Engelliyor?
TÜİK bunu da sormuş ve cevaplar sıralamalı biçimde yayınlanmış.
Yapay zeka kullanmayan ancak kullanmayı düşünen işletmelerin oranı yüzde 9. Bu grubun yüzde 74,2'si uzmanlık eksikliğini, yüzde 67,4'ü maliyetlerin yüksekliğini, yüzde 62,4'ü ise hukuki belirsizlikleri en büyük engel olarak gösteriyor.
Sıralama dikkat çekici. En büyük engel para değil, bilen insan bulamamak. Hukuki belirsizlik de üçüncü sırada duruyor ve bu, düzenleme tarafındaki boşluğun şirket kararlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Bireyler Şirketlerden Hızlı
İlginç bir ters durum var. Bireyler bu teknolojiyi işletmelerden çok daha hızlı benimsedi.
TÜİK verisine göre 2025 yılında bireylerin yüzde 19,2'si üretken yapay zeka kullandı. Oran erkeklerde yüzde 19,4, kadınlarda yüzde 18,8. Yaş grubuna bakıldığında 16 ile 24 yaş arasında yüzde 39,4'e çıkıyor, 25 ile 34 yaş arasında yüzde 30 seviyesinde. En düşük kullanım 65 ile 74 yaş grubunda.
Yani gençlerin neredeyse yüzde 40'ı bu araçları kullanırken küçük işletmelerin yüzde 7'si kullanıyor. Aradaki fark, teknolojinin şirkete girmesinin bireysel kullanımdan çok daha yavaş olduğunu gösteriyor. Bireysel kullanımın ne kadar hızlı yaygınlaştığını daha önce ele almıştık. Yapay Zekayı Artık Her 2 Kişiden Biri Kullanıyor
Bu Senin İçin Ne Anlama Geliyor?
Üç ayrı yerden dokunuyor.
Vergi mükellefi olarak. Kamu harcamasının denetimi örneklem yerine tamamına bakan bir sisteme geçiyorsa, hatanın yakalanma ihtimali artıyor. Bunun karşılığı hemen görünmez, ancak orta vadede kamu kaynağının kullanımına dair veri üretiyor.
Çalışan olarak. Muhasebe, kontrol ve raporlama işlerinde çalışıyorsan bu haber senin alanınla ilgili. Kayıtları tarayan ve anormal olanı işaretleyen bir katman, işin niteliğini değiştiriyor. Kayıt girme işi azalırken işaretleneni yorumlama işi artıyor.
İşletme sahibi olarak. TÜİK verisi bir fırsat da gösteriyor. Rakiplerinin yüzde 90'ından fazlası bu araçları henüz kullanmıyor. Üstelik en büyük engel maliyet değil, uzmanlık. Yapay zekanın gerçek maliyetinin nerede oluştuğunu ayrı bir yazıda incelemiştik. Yapay Zekanın Faturasını Kim Ödüyor?
Sıkça Sorulan Sorular
Kamu harcamalarını denetleyen yapay zeka sistemi nedir?
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi'ne yapay zeka destekli karar alma ve ileri analitik uygulamalar ekledi. Sistem kamu harcamalarını analiz edip riskli görünen işlemleri önceden işaretliyor.
2 milyar lira israf mı edildi?
Hayır. Açıklamada tespit edilenin verimsizlik riski taşıyan harcama olduğu belirtiliyor. Yani bu tutar kayıp olarak değil, incelenmesi gereken işlem hacmi olarak açıklandı.
Türkiye'de kaç şirket yapay zeka kullanıyor?
TÜİK'in 2025 bültenine göre işletmelerin yüzde 7,5'i yapay zeka teknolojilerinden en az birini kullanıyor. Bu oran 250 ve üzeri çalışanı olan şirketlerde yüzde 24,1'e çıkıyor, 10 ile 49 çalışanlı işletmelerde yüzde 6,6'da kalıyor.
Şirketler yapay zekayı en çok nerede kullanıyor?
Pazarlama ve satışta yüzde 46,5, üretim ve hizmet süreçlerinde yüzde 41,1, araştırma ve geliştirmede yüzde 41 oranında kullanılıyor. Muhasebe, kontrol veya finans yönetimindeki kullanım yüzde 33,7 seviyesinde.
Yapay zeka kullanımının önündeki en büyük engel ne?
TÜİK verisine göre kullanmayı düşünen işletmelerin yüzde 74,2'si uzmanlık eksikliğini, yüzde 67,4'ü yüksek maliyeti, yüzde 62,4'ü hukuki belirsizlikleri engel olarak gösteriyor.
Yapay zeka tartışması genellikle yeni bir ürün ya da yeni bir model üzerinden yürüyor.
Bu haber ise başka bir şey gösteriyor. Teknolojinin gerçek etkisi çoğu zaman göz alıcı bir üründe değil, kimsenin izlemediği bir muhasebe kaydında ortaya çıkıyor. Türkiye'de 150 milyon kayıt artık her yıl baştan sona taranıyor. Aynı işi yapan şirketlerin oranı ise üçte birin altında ve bu fark önümüzdeki yıllarda rekabetin nerede kurulacağını da belirleyecek.
Yapay zeka ve teknoloji gündemini takip etmek için. Finans Gundem Yapay Zeka
Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Aktarılan veriler ve rakamlar yayım tarihindeki (17 Ağustos 2026) kamuya açık kaynaklara dayanmaktadır ve zamanla değişebilir.





