TÜFE'de 2006-2025 yıllarını kapsayan yirmi yıllık dönemdeki gerçekleşmeden yola çıkılarak yapılan hesaplama, bu yılın enflasyonunun en geniş marjda yüzde 35-40 aralığında, büyük olasılıkla da yüzde 38-39 düzeyinde oluşacağına işaret ediyor.
İlk dört aydaki yüzde 14,64'lük artış sonrasında hem orta vadeli programda yer alan, hem de Merkez Bankası'nın ısrarla bağlı kalmaya çalıştığı yüzde 16'lık hedef zaten anlamını tümüyle yitirmişti ama geçmiş yılların eğilimi bu somut gerçeği tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne serdi.
Artık görünen köy kılavuz istemiyor ve 2026 yılı enflasyonu yüzde 35'ten aşağıda kalacağa hiç mi hiç benzemiyor. Kuşkusuz bu tahmin, mevcut koşulların çok büyük değişiklik göstermeden süreceği varsayımına dayanıyor.
Savaşın tekrar ve daha şiddetli hale gelmesi ya da tam tersine sona ermesi gidişatı elbette çok etkileyecektir.
Ya da CHP'ye dönük mutlak butlan kararının çıkması dengeleri tümüyle değiştirecektir.
Veya yıl sonuna doğru 2027'de yapılması muhtemel bir seçim için erken adım atılmaya başlanması ve bu çerçevede zaten ne ölçüde sıkı olduğu tartışılan para politikasında köklü değişikliğe gidilmesi enflasyon konusunda Türkiye'yi çok başka bir aşamaya getirecektir.
Dolayısıyla bir kez daha vurgulamak gerekiyor; yüzde 38-39'luk tahmin yalnızca geride kalan yıllarda ortaya çıkan eğilime dayalı olarak hesaplanan bir orandır.
Dört ay-yıl dengesi:
Ekonomik veriler de tekerrür eder; hele hele enflasyon gibi mevsimsel etkenlere çok bağlı bir verinin hangi aylarda ya da dönemlerde ne yönde seyrettiği ve toplam oranın ne olduğu kolaylıkla gözlenebilir.
Ancak Türkiye gibi ekonomik kararların büyük ölçüde siyasi yaklaşımlara göre oluştuğu ve enflasyonun çok büyük zikzaklar çizdiği bir ülkede fiyatların belli dönemlerdeki birikimli artışının yılın toplamı içinde ne kadar pay aldığının sağlıklı bir seyri oluşmuyor.
Bu yüzden bir ortalama almak en iyisidir, böylece dalgalanmanın etkileri en aza indirilebilir.
İşte bu hesaplama da buna dayanıyor. 2006-2025 döneminde ilk dört ayda oluşan enflasyon, o yılın toplam enflasyonunun kaçta kaçı?
Biraz önce de vurguladığım gibi bu oranın yıldan yıla çok değişmemesi gerekiyor. Ancak gerek örneğin 2010'da ocak ayındaki enflasyonu o dönem için çok yüksek düzeye çıkaran vergi ayarlamaları yüzünden ilk dört ayın oranı görece çok yüksek gerçekleşti ve dört ayın toplam içindeki payı yüzde 70'i aşarak rekor kırdı.
Ya da örneğin 2021 yılında eylüldeki faiz indirimiyle birlikte yılın sonuna doğru enflasyon tırmanınca ilk dört aydaki artışın payı yüzde 15'lerde kaldı.
Ortalama pay yüzde 38
2006-2025 döneminde her yılın ilk dört ayındaki enflasyonun yıllık enflasyon içindeki payı ortalama yüzde 38 düzeyinde.
Yüzde 38'lik bu oranı yılın ilk dört ayındaki yüzde 14,64'lük artışa uyguladığımızda karşımıza çıkan oran yüzde 38-39.
Basit bir matematik işlemi; 'Yüzde 14,64 yüzde 38 ise, yüzde 100 kaç', bu sorunun yanıtı bizi yüzde 38-39 düzeyinde bir orana götürüyor.
Marjı biraz geniş tutup yanılma payı koymak gerekse bu sefer de söylenebilecek oranlar yüzde 35-40 arasıdır.
Ama enflasyonun seyrini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek biraz önce saydığım gerekçelerin gündeme gelmesi durumunda yüzde 35'in altında kalınabileceğini ama diğer yandan yüzde 40'ın üstüne çıkılması olasılığının bulunduğunu da göz ardı etmemek gerek.
Yüzde 16'da ısrar etmek!
Biraz önce 2010 yılının ilk dört ayındaki enflasyonun (yüzde 4,55) yıllık enflasyonda (yüzde 6,40) yaklaşık yüzde 72 payı bulunduğunu belirttim. Varsayalım bu yıl da aynı oranlar geçerli; ilk dört aydaki yüzde 14,64'lük oran yıllık içinde tam yüzde 72 paya sahip olacak. Şu durumda yıllık oran yine de yüzde 20'nin altına indirilemeyecek, bu düzeyin az da olsa üstünde oluşacak.
Yani artık yüzde 16 gibi bir oranda kalmak kesinlikle söz konusu değil.
Merkez Bankası artık bu orana bağlı kalmaya çalışmayıp daha gerçekçi bir oran belirleyebilir. Kaldı ki daha önce de defalarca dile getirildi, Merkez Bankası'nın elinde enflasyon hedefini -tahminini değil, hedefini- revize etmek için çok iyi bir koz var; savaş kozu.
Merkez Bankası'nın enflasyonun yüzde 30'un altına kesinlikle indirilemeyeceği, hatta geçmiş yıl göstergelerine göre yüzde 35'in altının bile mümkün olmayacağı bir yıl için hâlâ yüzde 16'da ısrar edip etmeyeceğini haftaya perşembe günü göreceğiz.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





