Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, katılım bankalarının net dönem karının 2025 sonunda 86 milyar liraya, 2026 Mart sonu itibarıyla ise aktif büyüklüğün 4,7 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.
Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) işbirliğinde, 'Türkiye'nin Katılım Finans Vizyonu: Sürdürülebilir Büyüme, Dijital Dönüşüm ve Yeni Yatırım Modelleri' temasıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenleniyor.
Açılış töreninde konuşan Akben, küresel iktisadi aktivitenin politik ve ekonomik gelişmelere bağlı olaylardan yoğun bir şekilde etkilendiği bir dönemden geçildiğini belirterek, 'Uluslararası hukuk tanımayan ve yayılım riski taşıyan savaş gündemi ekonomik, siyasi ve stratejik boyutlarıyla yakından takip edilmektedir. Bu savaşlar, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte hasara yol açmıştır.' diye konuştu.
Enerji ve gıda fiyatlarında baskı oluşturan bu gelişmelerin maliyet ve tedarik zincirine dair endişelerle enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını ve dünya ekonomisi üzerinde belirsizlik oluşturmaya devam ettiğini söyleyen Akben, 'Buna rağmen ülkemiz, güçlü ekonomik programı ve sağlam bankacılık yapısıyla bu hasarı yönetmeye devam etmektedir.' ifadesini kullandı.
'Türkiye'ye yönelik sermaye akımları rezerv birikimini desteklemiştir'
Ülke ekonomilerinin stratejik konumlanmasına ve mevcut tedarik zincirleri açısından alışılagelmiş ekonomik yapının yeniden şekillendiği bir döneme tanık olunduğuna dikkati çeken Akben, bu paradigma geçişinin ekonomide olduğu kadar diplomatik ve jeopolitik alanlara da yansımalarının bariz bir biçimde gözlemlendiğini dile getirdi.
Bu dönemde küresel ekonomide yapısal değişim yaşandığını korumacı adımlar ve küresel belirsizliklerin büyüme beklentilerini aşağı yönlü etkilediğini söyleyen Akben, şunları kaydetti:
'Ülkemiz 2025 sonu itibarıyla mevcut konjonktürel gelişmelere rağmen güçlü istikrarlı bir görünüm sergilemiştir. Küresel ekonomiye doğrudan entegre olan ülkemiz ekonomisi, tarifeler, savaşlar ve önemli ticaret ortaklarımızdaki yavaşlamaya rağmen 2025'in son çeyreği itibarıyla büyüme serisini 22'nci çeyreğe taşımış ve yıl sonunu yüzde 3,6'lık büyümeyle sonuçlandırmıştır. Büyüme rakamlarımız, sürdürülebilir bir kompozisyona işaret ederken makroekonomik istikrar açısından da olumlu bir görünüm sunmaya devam etmektedir.'
Akben, Merkez Bankası'nın brüt rezervlerine bakıldığında son dönemde belirgin bir toparlanma ve yukarı yönlü artışın dikkati çektiğini belirterek, 'Rezervin artması, ülke ekonomisinin dış şoklara karşı tampon kapasitesinin güçlendiğini göstermektedir. Küresel ekonomideki belirsizlik ortamı yatırımcıların güvenli liman arayışını artırmış, Türkiye'ye yönelik sermaye akımları da rezerv birikimini desteklemiştir. Merkez Bankası verilerine göre 24 Nisan 2026 itibarıyla rezervler 171 milyar dolara ulaşmıştır. Sonuç olarak, ülkemiz ekonomisinin büyümesini koruduğu, ekonomik aktivitenin güçlü görünümünü sürdürdüğü, cari dengede olumlu seyrettiği ve rezervlerde güçlenmeye devam ettiği bir tablo ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz ekonomisinin bu kazanımlarında bankacılık sektörü önemli rol oynamaktadır.' değerlendirmesini yaptı.
Akben, Aralık 2025 itibarıyla bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün 46,9 trilyon liraya, kullandırılan fonların 24,4 trilyon liraya, toplanan fonların 27,2 trilyon liraya ve öz kaynakların 4,2 trilyon liraya ulaştığını aktararak, bu görünümün sektörün ölçek ve derinlik bakımından önemli bir seviyeye ulaştığını gösterdiğini kaydetti.
Finansal sistemin bilanço büyüklüğünün fonlama kapasitesi ve sermaye yapısı birlikte değerlendirildiğinde, sektörün ekonomik faaliyetleri destekleme gücünü koruduğunu belirten Akben, 'Katılım bankacılığı kamu ve özel sermaye yapılarının temsil edildiği 11 katılım bankası ülkemizde finansal mimarisinin gelişimine ve derinleşmesine öncülük etmektedir. Mart 2026 dönemi itibarıyla, toplam 1506 şube ve 22 bin 733 çalışanı ile müşterilerine hizmet vermektedir. Bu dönemde katılım bankaları aktif büyüklüğü 4,3 trilyon liraya, kullandırılan fonlar 2,2 trilyon liraya, toplanan fonlar 2,8 trilyon liraya ve öz kaynaklar 302 milyar liraya ulaşmıştır. 2024'te yüzde 8,1 olan aktif büyüklükteki pazar payımız 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 9,2'ye ulaşmıştır.' dedi.
- 'Farkındalığın artması penetrasyon kazanımını desteklemiştir'
Mehmet Ali Akben, uzun vadeli görünümün kat edilen yolu daha belirgin biçimde ortaya koyduğunu kaydederek, 2013-2025 döneminde yıllık ortalama bileşik büyüme oranının aktiflerde yüzde 37, kullandırılan fonlarda yüzde 34, toplanan fonlarda yüzde 38 ve öz kaynaklarda yüzde 34 olduğunu söyledi.
Bu güçlü bilanço büyümesi ve pazar payı kazanımının sürdürülebilirliğinin katılım bankalarının sağlıklı büyüme patikasına işaret ettiğini belirten Akben, şunlara dikkati çekti:
'Katılım bankalarının net dönem karı 2025 sonunda 86 milyar liraya ulaşmış, bu durum pazar payı gelişiminin sürdürülebilirliğini desteklemektedir. Katılım bankalarının 2026 Mart sonu itibarıyla temel performans göstergelerini incelediğimizde aktif büyüklüğün 4,7 trilyon liraya, kullandırılan fonların 2,3 trilyon liraya, toplanan fonların 3,1 trilyon liraya ve öz kaynakların ise 334 milyar liraya ulaşmış olduğu görülmektedir. Bankacılık sektöründen alınan pazar payı 2025 yıl sonuna göre 0,3 puan artmış ve 9,5 seviyesine ulaşmıştır. Toplanan fonlar payımız yüzde 11'e çıkmıştır. Kullandırılan fonlardaki payımız yıl sonuna göre yüzde 9'la yatay seyrini korumuştur. Bu güçlü finansal arka planla birlikte katılım bankalarının sürdürülebilir bilanço yapısı, müşteri odaklı hizmet anlayışı ve dijital altyapı yatırımları katılım bankacılığının ölçek kazanımını desteklemektedir. Bankacılık hizmetlerinin dijital kanallarla entegrasyonu, ürün ve hizmet çeşitliliğinin artırılması ve fiziksel ağın genişletilmesi katılım bankacılığının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra katılım finansa yönelik farkındalığın artması da penetrasyon kazanımını desteklemiştir.'
- '2025 sonu itibarıyla katılım bankalarının toplam müşteri sayısı 19,9 milyona yaklaştı'
Akben, finansal ekosistemde katılım finans ilkeleriyle uyumlu enstrüman çeşitliliğinin artırılması noktasında önemli bir örnek teşkil eden kira sertifikalarının gelişiminin dikkati çektiğine değinerek, 'Katılım bankaları tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen 215,4 milyar liralık ihraç hacmiyle, bu enstrümanın sektör açısından güçlü ve stratejik bir fon toplama aracı haline geldiğini ortaya koymaktadır.' diye konuştu.
Katılım finans ekosisteminin derinleşmesinde kamu ve katılım bankalarının yanı sıra özel sektörün de önemli bir ihraççı rol üstlendiğini söyleyen Akben, 'Kira sertifikaları özellikle katılım bankaları açısından likidite yönetiminde temel araçlardan biri haline gelmiştir. Kazanımların uzun vadede kalıcı hale getirilmesi hiç şüphesiz müşteri tabanının genişletilmesiyle mümkün olacaktır.' ifadelerini kullandı.
Akben, 2025 sonu itibarıyla katılım bankalarının toplam müşteri sayısının 19,9 milyona yaklaştığını belirterek, aktif müşteri sayısının 8,4 milyon seviyesinde bulunmasının müşteri tabanının artık yalnızca nicelik olarak değil, kullanım yoğunluğu bakımından da kayda değer bir ölçeğe ulaştığını ortaya koyduğunu bildirdi.
Katılım bankacılığında dijital dönüşümün sektörün büyümesini taşıyan ana unsurlardan biri haline geldiğini söyleyen Akben, 2025 sonu itibarıyla aktif dijital bankacılık müşteri sayısının 7,9 milyona ulaştığını, yıl içinde de yüzde 25 arttığını dile getirdi.
Akben, aynı dönemde uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle 1,3 milyonu aşkın vatandaşın müşteri ediniminin gerçekleştirildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Dijital bankacılıkta 781 milyon adet işlem ve 29 trilyon liralık işlem hacmine ulaşılmış olması, katılım bankacılığının dijital alanda güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Toplam işlemlerin yaklaşık yüzde 95'inin dijital kanallar üzerinden gerçekleştirilmesi, bu dönüşümün ulaştığı seviyeyi ortaya koymaktadır. Birlik olarak katılım bankacılığının pazar payını büyütmek temel hedefimiz. Kıymetli paydaşlarımızın desteğiyle, ülkemizin büyüme hedefleriyle tam uyumlu bir konumlanmayla sürdürülebilir bir geleceğin inşasına destek olmayı sürdüreceğiz. İlerleyen dönemlerde de katılım bankalarının merkeze aldığı ortak ilkelerden taviz vermeksizin sektörel penetrasyonumuzu artırma gayreti içerisinde olmaya devam edeceğiz.'