Ham petrol fiyatlarındaki büyük artışın pompa fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona olan etkisini azaltmak için vergi yükü hafifletildi. Bu nedenle bütçe gelirleri daha düşük, dolayısıyla bütçe açığı daha yüksek olacak.

Ekonominin ileride nasıl bir yol izleyeceğine ilişkin öngörülerde bulunmak, 'öngörü ufku' önümüzdeki bir yıllık dönem olsa bile, özellikle Türkiye ekonomisi için zor bir iş. Son zamanlarda bu zorluk katmerleşti. Malum; Trump'ın çılgınlıkları bitmek bilmiyor. Sonuçta her aklı başında tahmin, bir ekonomi için dışsal sayılabilecek ama ekonomiyi yakından etkileme potansiyeline sahip unsurlar hakkında varsayımlar yapmak zorunda. 'Dışsal' derken illa yurtdışında belirlenen unsurlar anlamına gelmiyor. İç siyaset-yargı düzleminde yaşanabilecek gelişmeler için de bazı kabuller yapmak zorundasınız. 19 Mart 2025 benzeri bir gelişme olacak mı olmayacak mı mesela.

Öngörmenin mümkün olmadığı gelişmeler yaşanıyor

İçinde bulunduğumuz durumda, 2026'ya girerken öngörmenin mümkün olmadığı gelişmeler yaşanıyor. Büyüme, enflasyon, cari açık gibi önemli değişkenlere ilişkin tahmin yaparken mutlaka dikkate alınmak zorunda olunan enerji fiyatlarında ve arzında beklenmeyen hareketler oldu. 2025 sonuna doğru 62 dolar civarında seyreden Brent ham petrolünün varil fiyatı haftaya girerken 108,8 dolara yükselmişti. Bu gelişmenin öngörülmesi bir yana, ana tahmin petrol fiyatlarının düşmesi yönündeydi. Petrol arzında azalma da beklenmiyordu.

Oysa ABD ve İsrail'in İran'a saldırmaları ve çıkan savaşın Körfez ülkelerine de sıçramasıyla Hürmüz Boğazı neredeyse kapandı. Hürmüz Boğazı 'pat' diye açılsa bile, kapatılan petrol kuyularının, boru hatlarının ve depolama tesislerinin yeniden çalışır hale gelmesi için uzunca bir süre gerekecek. İş bunlarla da kalmıyor. Gübre fiyatları ile plastik ürünlerinin hammaddelerinin fiyatları da yükselme eğiliminde. Hadi yüksek fiyata razı oldunuz, temin edebilecek misiniz? Otel rezervasyonlarının peşi sıra iptal edilmekte olduğuna dair haberler yayımlanıyor. Turizm gelirleri açısından da sevimsiz gelişmeler söz konusu.

Bir de bütçeye gelen yükten söz etmek gerekiyor. Ham petrol fiyatlarındaki büyük artışın pompa fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona olan etkisini azaltmak için vergi yükü hafifletildi. Bu nedenle bütçe gelirleri daha düşük, dolayısıyla bütçe açığı daha yüksek olacak. Petrol fiyatlarının bu düzeylerde kalması durumunda bu politikanın sürdürülebilir olmadığı ilgili bakan tarafından açıklandı. İş sadece petrolle de bitmiyor. Gübre ile petrol ürünlerinin hammaddelerinin fiyatları ve arzı da olumsuz etkileniyor.

Bir de çoğu ülkede büyüme oranının savaş öncesinde beklenen düzeyin belirgin biçimde altına düşmesi olasılığı var. İhracatımız açısından iyi haber değil. İhracatımız olumsuz etkilenirse, büyüme oranımız beklenenden daha düşük, cari açığımız bir de bu nedenle daha yüksek olacak. Dallas Fed petrol arzındaki tıkanıklığın küresel büyüme üzerindeki olası etkisini araştırmış. Hesapta doğal gaz ve gübre arzında ve fiyatlarındaki gelişmeler dikkate alınmıyor. Enerji arzındaki tıkanıklıkların sürmesi durumunda, hiç tıkanıklığın olmadığı senaryoya (savaş öncesi temel senaryoya) kıyasla küresel büyümenin ne kadar düşeceğine ilişkin bulgular şöyle:

Tıkanıklık sadece ikinci çeyrekte sürer ve sonra ortadan kalkarsa, ikinci çeyrekte küresel büyüme oranı 0,7 puan daha düşük oluyor. Üçüncü çeyrekte de sürer ve sonra ortadan kalkarsa üçüncü çeyrek büyümesi 0,3 puan daha düşük oluyor. Tıkanıklığın dördüncü çeyrekte de sürmesi halinde üçüncü çeyrektekine çok yakın bir düşüş var. IMF'nin son 'Dünya Ekonomik Görünümü' Raporu'ndaki 2026 küresel büyüme tahmininin yüzde 3,6 olduğunu hatırlatırım. Bunu çeyreklik büyüme olarak ifade edersem, ortalamada küresel büyümenin her çeyrek yüzde 0,88 olmasının beklendiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, raporda tahmin edilen değerler oldukça yüksek değerler: 0,7, sonra 0,3 ve sonra yine 0,3 puan düşüş. Özellikle, ikinci çeyrek için öngörülen etki ürkütücü.

Ortalıkta çok fazla belirsizlik var

2026'ya girerken ana senaryoda küresel risk alma iştahına ilişkin bir olumsuzluk beklenmiyordu. Türkiye gibi dış borca bağımlı ülkelerin makul maliyetlerle ve miktarlarda dış borç bulma olanaklarının temel belirleyicisi büyük merkez bankalarının faiz politikaları olacaktı. Fed'in politika faizini düşürmesi, ECB'nin ise zaten düşük düzeyde olan politika faizini sabit tutması bekleniyordu. Ama şimdi enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak politika faizlerinin yükselmesi gündeme gelebilir. Kaldı ki artık temel belirleyici büyük merkez bankalarının faiz politikaları da değil. Savaş var. Risk alma iştahı azaldı.

Öyle anlaşılıyor ki, savaş öncesindeki tahminlere kıyasla cari işlemler açığımız daha yüksek olacak. Enflasyonun yüzde 20-25 aralığı yerine yüzde 30'a yakın bir değerde gerçekleşmesi ihtimali az değil. Büyüme ise daha düşük olacak. Bu tahminlerde hata payı çok yüksek. Ortalıkta çok fazla belirsizlik var çünkü.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com

Kaynak: Haber Merkezi