Türk parasının gerçek anlamda değerli mi, değerliyse ne kadar değerli ya da tam tersine değersiz mi olduğu konusu ne zaman gündeme getirilse verilen tipik örnekler hiç değişmiyor.
- Türkiye'de bir kahve (örneğin) 2 euro, oysa aynı kahve Almanya'da 1 euro.
- İstanbul'da iyi bir semtte 2+1 yeni bir daireye 300 bin dolar vereceğine git Miami'de daha büyük daireyi 200 bin dolara al, daha iyi.
İlk bakışta çok doğru görünen bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama gözden kaçırılan önemli bir ayrıntı var.
Birinci örneği ele alarak soralım:
'Türkiye'deki kahvenin fiyatının Almanya'daki fiyattan daha düşük olması nasıl sağlanır?'
Türk parasının çok değerli olduğu düşüncesiyle bu örneği verenlerin çözümünü anlatayım.
- Türkiye'deki kahve 2 euro, yaklaşık 100 lira. Yani 1 euro 50 lira.
- Euro bir anda 100 liraya çıkarsa Türkiye'de 100 liraya satılmakta olan kahvenin fiyatı anında 1 euroya geriler. Kur artışının fiyatları hiç etkilemediğini varsayıyorum.
- 1 euro 200 liraya çıkarılır. Şu durumda Türkiye'de 100 lira olan kahve yarım euroya inmiş demektir. İşte Türkiye Almanya'dan daha ucuz hale geldi!
Sahi geldi mi? Ama bir kez daha vurguluyorum; euronun 50 liradan 200 liraya çıkması iç piyasadaki fiyatları hiç değiştirmemiş varsayımıyla hareket ediyorum.
Bir paranın değerini ya da değersizliğini böyle okuyan, daha da ötesi çözümün böyle olduğunu düşünenler hâlâ var.
Ucuzlama nerede?
Önemli olan şu: Türk parasının değerini düşürerek döviz bazındaki fiyatın Türkiye'de daha aşağıda oluşmasını sağlamak 100 lira ödenmekte olan kahvenin reel olarak ucuzlaması sonucunu doğuracak mı? Tabii ki hayır.
Aylık gelir örneğin 100 bin liraysa ve her gün dışarıda bir kahve içme alışkanlığı varsa, ayda 3 bin lira o kahveye ödenecek.
Gelirin yüzde 3'ü. Gelir 100 bin lira, kahve 100 lira olarak sabit kaldığına göre euronun 50 liradan 200 liraya çıkmasının bu 100 bin liralık gelir ve 100 liralık kahve fiyatına bir etkisi var mı?
Şundan mı mutluluk duyulacak şimdi:
'Yazık şu Almanlara, bir kahveye 1 euro ödüyorlar, biz aynı kahveyi yarı fiyatına içiyoruz!'
Bu söylenebilir hale geldiğinde tüm dertler bitecek mi?
Sorun başka
Bu örnek çok açık biçimde gösteriyor ki Türk parasının değerini düşürmek suretiyle Türkiye'deki mal ve hizmetlerin döviz bazındaki fiyatını aşağı çekmek soruna çare değil.
Çünkü sorun çok başka, görülmesi gereken bu.
Türkiye'deki temel sorun fiyat düzeyinin yüksekliği. Enflasyon düşse bile fiyat düzeyi çok yüksek.
Türk parasının değerini düşürüp döviz bazında kıyaslama yapınca ucuz gibi algılanan fiyatlar alım gücüne göre de aynı şekilde aşağı gidiyor mu? Gitmediğinin, gitmeyeceğinin örneğini verdim. Üstelik bir kez daha altını çizmek gerek; böylesine bir kur artışında
Türkiye'deki fiyatlar da fırlar gider, o da ayrı bir konu. TL'nin değerinin düşmesiyle ortaya çıkacak yeni denge, ancak yabancı turistlerin ya da yurt içinde yaşayıp döviz kazanmakta olanların daha ucuz alışveriş yapmaları sağlar. Yoksa Türkiye'de yaşayan ve TL kazanan hiç kimse bundan kazançlı çıkmaz.
Çareyi kur artışında gören 'profesyoneller'!
Türkiye'yi 'ucuz bir ülke' haline getirmenin yolunun Türk parasının değerini düşürmek olmadığı ortada.
Sokaktaki vatandaş girişte verdiğim örnekleri gündeme getirebilir, getiriyor da zaten ve çareyi yüklü bir devalüasyonda görüyor.
Dış ticaretle uğraşan iş insanları kendi lehlerine olacak şekilde Türk parasının değer kaybından yana olabilir ya da tersini isteyebilir.
Ama bir de 'Dolar en az 80, 90 lira olmalı' ezberinden kurtulamayanlar var.
Bu görüşü dile getirenlerin bu düzeyleri hangi gerekçelere dayandırdıkları pek belli değil.
'Dolar 80, 90 lira olmalı' diyenler arasında bunun Türkiye ekonomisinde neleri olumlu yönde değiştireceğini söyleyen pek yok. Söylenenler de tek yönlü.
'İhracat artar, ithalat düşer, turizme katkı olur vs...'
Ne var ki ortaya çıkacak olumsuzluklardan söz eden neredeyse hiç yok. Ama bu sakız yıllardır çiğneniyor!
Hele şu dönemde
Savaş yüzünden özellikle akaryakıt ve buna bağlı zamlar almış başını gidiyor. Artık mart enflasyonunun ne olacağı kadar nisan ve sonrası da düşünülür olmuş ve yılın tümüne ilişkin kaygılar iyice artmış. Böyle bir dönemde bir de Türk parasının yüklü oranda değer kaybettiğini düşünsenize:
Dolar TL'ye karşı mart ayının ilk üç haftasında yüzde 1 bile artmadığı halde fiyatlar böyle seyretti; ya bir de çok hızlı bir değerlenme olsaydı!
Türk parasının hızla değer yitirmesi gerektiğini, ekonomik kurtuluşun ancak bu şekilde sağlanabileceğini düşünenler, herhalde Türkiye'nin enerjide çok büyük ölçüde, sanayi üretiminde de belli sektörlerde yine önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu ya unutuyor ya da göz ardı ediyor.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





