Ekonomi

Yapısal reform: Niyet ve öncelik

Sayın Fatih Özatay'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan 'Yapısal reform: Niyet ve öncelik' başlıklı köşe yazısı.

'Yapısal reform' kavramının giderek içinin boşaldığı düşünülüyor. Temel nedeni, bir sorunu görenlerin o sorunu çözmek üzere doyurucu bir öneride bulunmamaları. Oysa öneride bulunmamalarının çoğu zaman haklı nedenleri var. Bu durumda, 'öneride bulunmama' değil de 'öneride bulunamamak' demek gerekiyor. Sorunu görüyor, o sorunun ekonomi açısından bağlayıcı bir kısıt olduğunu saptıyor ama o konuda uzman değilseniz ne olacak? Sorunu dile getirip ama doğal olarak çözüm de öneremeyince 'boş' bir yapısal reform önerisinde bulunmuş gibi algılanacaksınız.

Uzman, farklı seçenekler oluşturabilir

Bazı sorunlar ayan beyan ortada, o sorunları çözmek için o alanda uzmanlık gerekiyor. Başka ülkelerde de ona benzer bir sorun yaşanmış mı? Nasıl çözmüşler? Ya da çözmeye yeltenip neden çözememişler? Uzman, bunları bilir ya da en azından bunların hangi kaynaklarda tartışıldığından haberdardır. Farklı seçenekler oluşturabilir, kafasındaki seçenekleri o konuda uzman kişilerle tartışma olanağı vardır. Ayrıca o konuda uygulamada çalışan kişilerden de arkadaşları vardır. Ya da onları tanıyanları bilir. Onlarla da konuyu ele alma şansını bulur. Önerilen çözümlerin çalışıp çalışmayacağını değerlendirebilecek bilgisi, deneyimi ve yeteneği vardır.

Uzmanın tek başına çalışmadığını, etrafında aynı ya da benzer alanlarda çalışan başka uzmanların da olduğunu düşünün. Çoğu bakanlıkta hala duruyorlarsa araştırma, planlama ve koordinasyon (APK) bölümleri vardı. Ne kadar faaldiler ya da hala varlarsa şimdi ne kadar faaller bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Merkez Bankası ve Hazine ve Maliye Bakanlığında araştırma bölümleri var. Bu iki kurumun araştırma bölümleri çok önemli. Çoğu ülkede o bölümlerde çalışanlar önemli çalışmalar yaparlar. Merkez Bankası araştırma bölümünde uzman olarak çalıştım, sonraları orayı yönettim. Hazine'nin araştırma bölümünde de yıllar önce bir proje çerçevesinde bulundum, ayrıca uzmanlara ders verdim. Çok kaliteli bölümler. Böyle bir bölümde çalışıyorsanız 'atış serbesttir'. Saptanan sorunlar ya da konular özgürce tartışılır ardından derin araştırmaya girişilir. Böylece üst yönetime derinliği olan raporlar sunma şansınız olur.

Bazen uzman olmasanız da sorunu saptamak, zaten reform için en büyük adımın atılmış olmasıdır. Mesela yargı sistemini ele alın. Çok daha hızlı ve adil çalışması gerekiyor; bu son yıllarda yaşadıklarımız çerçevesinde apaçık ortada bir gerçek. Daha hızlı çalışmasının nasıl sağlanabileceği tam bir uzmanlık işi; bir iktisatçının ahkâm kesmesi mümkün değil. Ama daha adil olması için HSYK'nın bağımsız olması gerektiğini bilmek için uzmanlık gerekmiyor. Bunun nasıl yapılacağı için de ahkâm kesmek mümkün.

Bazı sorunlar o kadar aşikâr ki görmemek mümkün değil

Ya da İhale Yasasını ele alın. Bunun bütçeye yük getirdiği ortada. Elbette daha önemli yükler de var: Toplumsal çürümeye 'katkısı' var mesela. İhale sisteminin düzgün çalışmasını sağlama önerisinde bulunmanın da 'içi boş' önerme sınıfına girmeyeceği ortada. Sonuçta ihale sistemleri üzerine çalışan iktisatçılar, hukukçular ve birkaç bakanlık ve sivil toplum kurumundan görüş almak mümkün. Ya da doktora eğitiminde ve dolayısıyla profesör ve doçentlerde kalite sorununu düşünün. Her önüne gelen üniversitenin lisansüstü eğitim vermesinin önüne geçilmesi zor bir iş mi? Yurtiçinde alanına göre farklı üniversitelere bırakılır bu iş. Daha önemlisi, kamu bursuyla yurtdışına bol sayıda doktora öğrencisi gönderilir. Bunun tasarımı da zor olmasa gerek.

Sonuçta önemli olan önce sorunları görmek, sonra da çözme niyeti ve bu niyeti hayata geçirecek biçimde o soruna öncelik vermek. Bazı sorunlar o kadar aşikâr ki görmemek mümkün değil. Dolayısıyla 'niyet' ve 'öncelik' çok daha önemli.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com