Dünyada herhalde Türkiye dışında hiçbir ülke yoktur ki, o ülkenin vatandaşları kendi ulusal paralarının değer yitirmesini bu kadar istesin.
Bu isteğin, bu beklentinin altında ne yatıyordur?
Dövizin en temel finansal tasarruf araçlarından biri olması en temel etken. Döviz tasarruf etmiş olanlar, bu varlıklarının Türk parası karşılığının artmasını ister, doğaldır.
İhracatçı aynı miktar dövize sattığı ürün karşılığında daha çok TL elde etmek ister, doğaldır. Ya da ihracatçı daha az miktar dövize satış yapıp aynı miktar TL elde etmeyi göze alır ama böylece rekabet gücünün artmasını ister, doğaldır.
Turizm sektörü de ihracatçı gibi bakar; ya aynı miktar dövizle daha çok TL kazanır ya da döviz miktarını düşürüp rekabet avantajı elde eder ama TL kazancı değişmez, bunu ister, doğaldır.
Peki yukarıda sıraladıklarım dışında kalan kimi akademisyenler, kimi finans kesimi temsilcileri ve kimi yazar çizerler Türk parasının mutlaka ama mutlaka değer yitirmesi gerektiğini, yitireceğini söylemekten niye geri durmaz! Sahi bu görüşlerin dayanağı nedir? Hatta adeta tarih vererek TL'nin ne kadar değer yitireceği nasıl söylenebilir?
'Kaçınılmaz gidiş, dolar 70 lira olacak, 80 lira olacak; eli kulağında' diye sürekli görüş beyan edenlerin tahminleri şimdiye kadar tutmuş mu? Tutmadığını biliyoruz. Peki bu zorlama niye? Buna kesin bir yanıtım yok; ama şu çok açık, Türk halkı bu tür bilgiyi(!) satın alıyor. Toplum zaten 'Türk parası çok değerli' görüşünde, bunun üstüne üstüne gidene de prim veriyor.
İki kavram karışıyor
Bu konuyu çok yakın zamanda bir kez daha ele aldım.
'Türk parası çok mu değerli, değerliyse ne kadar değerli ya da yoksa Türk parası tam tersine değersiz mi?'
Bu soruya verilecek yanıt aynı:
'Hangi tarihi esas alarak değerlendirme yaptığınıza göre Türk parası hem değerli, hem değersiz.'
TL'nin değerini bilimsel olarak ancak Merkez Bankası'nın reel efektif döviz kuru endeksine bakarak anlamak mümkün. Yoksa öyle 'Türkiye'de kahve 2 euro, Avrupa'da 1 euro' örneğiyle ve bu örnekten yola çıkıp mantık yürüterek bir yere varmak mümkün değil.
Daha önce de verdiğim bu '2 euro-1 euro' dengesizliğinin nasıl giderilebileceğine ilişkin örneği tekrar edeyim:
'Türkiye'de euro 50 lira ve 100 liraya satılan kahve bu durumda 2 euro ise, yarın euroyu 100 liraya çıkaralım ve kahve 1 euroya insin ve böylece Avrupa ile eşitlensin. Şimdi sorun görünürde çözüldü. Tabii ki euro 50 liradan 100 liraya çıkınca kahve 100 lirada kalır mı, o Türk parası değer yitirsin diyenlerin sorunu!'
Karışan kavramlar ne?
Karışan kavramlar, yazımın başlığında bir soru olarak işaret ettiğim detay:
'Türk parası mı çok değerli, Türkiye mi çok pahalı?'
Türk parasının değerini düşürerek; yukarıdaki örnekte olduğu gibi euroyu 50 liradan 100 liraya çıkarak kahvenin 100 lira olan fiyatını aşağı çekemiyoruz, bu tartışma götürmeyecek bir gerçek.
Şu durumda, 'Türkiye'de fiyatlar döviz bazında Avrupa'dan çok yüksek, bunun düzeltilmesi gerekir, bunun yolu da Türk parasının değer kaybetmesinden geçer' demenin nasıl bir mantığı olabilir.
Türk parasının değer yitirmesiyle Türkiye'deki fiyatların döviz cinsinden dışarıdaki fiyatlara yaklaşacağı, hatta daha aşağıda oluşacağı doğru da, bu durum ihracatçı, turizm kesimi ve elinde dövizi olan ya da döviz kazanıp TL harcayanlar dışında kimin işine yarayacak?
Kur arttığında bunun yurt içindeki fiyatları çok hızlı bir şekilde artıracağı gerçeğine hiç değinmiyorum bile. Varsayalım yurt içindeki fiyatlar bundan hiç mi hiç etkilenmiyor; ama kahve hâlâ 100 lira, maaş aynı, değişen bir şey yok. Yalnızca 'İşte Türkiye'deki fiyatlar Avrupa'daki fiyatlarla aynı düzeye geldi' diye mutlu olacağız herhalde.
Tarihe göre hem değerli, hem değersiz
Merkez Bankası'nın reel efektif döviz kuru endeksine dönelim. Grafik 2003 yılı başından bu yılın mart ayına kadar olan aylık seyri ve bu dönemin ortalamasını gösteriyor.
Bu 23 yılı aşkın dönemden iki örnek:
■ TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi (REK) en yüksek düzeye 175 ile 2008'in şubatında çıktı. Bu yılın mart ayındaki REK yaklaşık 105. Yani 2008'in şubatındaki değer doğru kabul edilip baz alınırsa TL çok değersiz.
■ 2021'in aralık ayı ve REK yaklaşık 71 düzeyinde. REK martta ise 105 ve buna göre TL çok değerli.
■ Hangi tarihi doğru kabul edeceğiz? 2008'in şubat ayını mı, 2021'in aralık ayını mı?
■ Ya da hangi fiyat endeksi baz alınarak hesaplanan REK endeksini kullanmak daha doğru? TÜFE bazlı endekste 2003'ten bu yana olan dönemin ortalaması 131, Yİ-ÜFE bazlı endekste ise ortalama yaklaşık 102.
■ Bu değerler akla şöyle bir soru da getiriyor: 'Acaba TÜFE artışı olduğundan daha düşük mü hesaplanıyor ve reel kur için Yİ-ÜFE bazlı seriyi kullanmak daha mı doğru?'
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.