Ekonomi

TCMB Kararı Sonrası Beklentiler Güncellendi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak %37,00 seviyesinde sabit bıraktı

TCMB faiz kararının ardından kurumlar normalleşme için son çeyreğe işaret etti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak %37,00 seviyesinde sabit bıraktı. Gecelik borç verme faizi %40, gecelik borçlanma faizi ise %35,50 seviyesinde korunurken, faiz koridorunda herhangi bir değişikliğe gidilmedi.

Matriks Haber'in 13 banka, aracı kurum ve portföy şirketlerinin değerlendirmelerinden derlediği habere göre, karar beklentilerle uyumlu ve piyasa açısından nötr karşılandı. Kurumların ortak görüşü, TCMB'nin sıkı para politikası duruşunu koruduğu, ancak karar metninde büyüme ve iç talebe yönelik vurguların bir miktar güçlendiği yönünde oldu.

Matriks Haber'in toplantı öncesinde 33 ekonomistle gerçekleştirdiği beklenti anketinde de katılımcıların 32'si politika faizinin %37,00 seviyesinde sabit bırakılacağını öngörmüştü.

Kurumların büyük bölümü, iç talepteki zayıflamanın belirginleşmesi ifadesini karar metninin en dikkat çekici değişikliği olarak değerlendirirken, Temmuz ayında enflasyonun geçici yükseleceğine yönelik vurgu ile enerji fiyatlarındaki artışın şahin dengeleyici unsur olarak öne çıktığını belirtti.

Karar beklentilerle uyumlu, metnin tonu sınırlı ayrıştı

İncelenen raporların tamamına yakını, faizin sabit bırakılmasını ve mevcut operasyonel çerçevenin korunmasını bekliyordu. Kurumlar, karar metninde para politikasının genel yönünü değiştirecek yeni bir mesaj bulunmadığı, TCMB'nin veri odaklı ve ihtiyatlı yaklaşımını sürdürdüğü görüşünde birleşti.

Buna karşın karar metninin tonu konusunda sınırlı ayrışma yaşandı. Bazı kurumlar metni nötr veya hafif güvercin değerlendirirken, bazıları temkinli şahin görünümün korunduğunu belirtti. Ortak değerlendirme ise TCMB'nin faiz indirimi sinyali vermekten kaçındığı, ancak faiz artışı ihtimalini de güçlendirecek bir söylem kullanmadığı yönünde oldu.

İç talep vurgusu öne çıktı

Kurumların büyük bölümü, karar metninde 'iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiği' ifadesine geçilmesini en önemli değişiklik olarak değerlendirdi.

Raporlarda, bu değişikliğin parasal sıkılaşmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğine ve dezenflasyon sürecinin talep tarafında desteklendiğine işaret ettiği belirtildi. Özellikle büyümedeki yavaşlamanın TCMB açısından önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanabileceği değerlendirmeleri öne çıktı.

Bazı kurumlar, büyümenin %2,5-%3,5 bandında seyretmesinin dezenflasyon açısından daha sağlıklı olacağını belirtirken, faiz indiriminin ilerleyen dönemde enflasyondan çok büyüme görünümüyle gerekçelendirilebileceği görüşünü dile getirdi.

Temmuz enflasyonu ve enerji fiyatları belirleyici olacak

Raporların ortak noktalarından biri de TCMB'nin Temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde geçici yükseliş beklediğine yönelik mesajı oldu.

Kurumlar, metindeki 'geçici' vurgusunun önemli olduğunu, bunun dezenflasyon sürecinde kalıcı bozulma beklentisi anlamına gelmediğini ifade etti. Bununla birlikte petrol fiyatları, enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmelerin kısa vadede para politikası açısından en önemli risk olmaya devam ettiği vurgulandı.

Kurumların önemli bölümü, temmuz ayında aylık enflasyonun Haziran ayına göre daha yüksek gerçekleşmesini beklerken, yıl sonu TÜFE beklentilerinin ise genel olarak %28-%30 bandında korunmaya devam ettiğini belirtti.

Repo ihaleleri ilk normalleşme adımı olarak görülüyor

İncelenen raporların önemli bölümünde, TCMB'nin normalleşmeye doğrudan faiz indirimiyle değil, öncelikle bir hafta vadeli repo ihalelerini yeniden başlatarak başlayacağı görüşü korundu.

Ancak Temmuz enflasyonu, petrol fiyatları ve jeopolitik risklerdeki artış nedeniyle daha önce Ağustos ayı için dile getirilen beklentilerin önemli ölçüde Eylül ve sonrasına ötelenebileceği ifade edildi.

Kurumlar, politika faizinin %37 seviyesinde bulunmasına rağmen fiili fonlamanın %40 seviyesinden yapılmasının para politikasını halen oldukça sıkı tuttuğunu, operasyonel normalleşmenin ise faiz indirimlerinden önce gelebileceğini değerlendirdi.

Faiz indirimi beklentileri son çeyrekte yoğunlaştı

Raporların genelinde, Eylül toplantısında faiz indirimi ihtimalinin zayıfladığı, buna karşılık uygun koşullar oluşması halinde yılın son çeyreğinde sınırlı ve kademeli faiz indirimlerinin başlayabileceği görüşü öne çıktı.

Bu değerlendirmeler, Matriks Haber'in gelecek döneme ilişkin beklenti anketiyle de büyük ölçüde örtüştü. Ankette ekonomistlerin çoğunluğu yılın kalanında iki veya üç faiz indirimi beklediğini belirtirken, yıl sonu medyan politika faizi beklentisi %35,00 seviyesinde oluşmuştu.

Bir grup kurum, enflasyon görünümünde iyileşme ve enerji fiyatlarında normalleşme görülmesi halinde son çeyrekte faiz indirimi için alan oluşabileceğini belirtirken, daha ihtiyatlı kurumlar jeopolitik riskler ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle yıl sonuna kadar politika faizinde değişiklik olmayabileceğini değerlendirdi.

Açık tahmin paylaşan kurumların beklentileri dikkate alındığında, yıl sonu politika faizi tahminleri %34-%37 bandında yoğunlaşırken, beklentilerin ağırlık merkezi %35 civarında oluştu. Bu görünüm, Matriks Haber anketinde yer alan %35,00 seviyesindeki medyan yıl sonu politika faizi beklentisiyle de uyumlu bir tablo ortaya koydu.

Piyasa etkisi sınırlı kaldı

Kurumların büyük bölümü, kararın piyasalar açısından beklentilere paralel olması nedeniyle kısa vadeli etkinin nötr veya sınırlı negatif olacağını değerlendirdi.

Karar sonrasında özellikle bankacılık hisselerinde görülen geri çekilmenin, piyasaların daha güçlü bir normalleşme sinyali beklemesinden kaynaklandığı belirtildi. Yüksek fonlama maliyetinin devam etmesinin bankacılık sektörü ve reel ekonomi üzerindeki baskıyı sürdürmesinin beklendiği ifade edildi.

Gözler Enflasyon Raporu'na çevrildi

Kurumların ortak görüşüne göre, bundan sonraki süreçte 13 Ağustos'ta yayımlanacak Enflasyon Raporu ile 10 Eylül PPK toplantısı para politikasının yönü açısından belirleyici olacak.

Raporda yer alacak enflasyon tahminleri, enerji fiyatlarına ilişkin değerlendirmeler ve fonlama yapısına yönelik olası mesajların, repo ihalelerine dönüş ve faiz indirimi beklentilerinin zamanlamasını şekillendirmesi bekleniyor.

Genel görünüm, iç talepteki yavaşlamanın TCMB'ye ilerleyen dönemde sınırlı bir hareket alanı sağladığı, ancak enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve enflasyon beklentilerinin para politikasında temkinli duruşun korunmasını gerektirmeye devam ettiği yönünde oluştu.

Matriks Haber'in temmuz anketinde ise 2026 yıl sonu medyan TÜFE beklentisi %29,00 seviyesinde korunmuştu.