Ekonomi

Taşdelenler: Faktoring maliyetlerinde hızlı gevşeme beklemeyin

FKB Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, bu yıl para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığının sektörde maliyetleri şekillendireceğine işaret ederek, sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde gevşeme görülmeyeceğine dikkat çekti.

Finansal Kurumlar Birliği Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, birçok sektörde ticari vadelerin belirgin şekilde uzadığını belirterek sektör verilerinin de bu tabloyu desteklediğini ve faktoring sektöründe ortalama alacak vadeleri 70 gün seviyelerinde seyrettiğini söyledi. Taşdelenler, 'Bu yılın seyri açısından bakıldığında, belirleyici unsur para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığı olacaktır. Sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde hızlı bir gevşeme beklemek güçtür' dedi.

Nakit döngüsü kırılgan hale geliyor

EKONOMİ'nin sorularını yanıtlayan Taşdelenler, son dönemde reel sektörün karşı karşıya kaldığı tabloyu yalnızca 'maliyet artışı' başlığıyla açıklamanın artık yeterli olmadığını belirterek bugün şirketlerin, jeopolitik gerilimleri, enerji ve lojistik maliyetlerindeki oynaklığı, kur riskini, dış talepteki zayıflamayı ve finansman koşullarındaki sıkılaşmayı aynı anda yönetmek zorunda kaldığını vurguladı. Bu çok katmanlı baskı ortamının ise işletmeler için öngörülebilirliği ciddi ölçüde azalttığını kaydeden Taşdelenler, 'Bugün asıl kritik konu maliyetin ötesinde, bu maliyetlerin nakde dönüş süresi. Çünkü belirsizlik arttıkça vadeler uzuyor, ödeme disiplini zayıflıyor ve işletmelerin nakit döngüsü daha kırılgan hale geliyor. Bu nedenle jeopolitik riskler artık şirket bilançolarına doğrudan yansıyan somut bir ekonomik faktör haline gelmiş durumda' dedi.

Taşdelenler, bir şirket alacağını zamanında tahsil edemiyorsa nakit dengesinin çok kısa sürede bozulabildiğine işaret ederek şunları söyledi: 'Son yıllarda iş dünyasında net şekilde görülen bir gerçek var: bilanço üzerindeki kârlılık ile kasadaki nakit aynı şey değil. Şirketlerin kırılganlığı tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Çünkü işletmeler artık yalnızca maliyet yönetimi yapmıyor; vadeyi, tahsilatı, ödeme takvimini ve nakde dönüş süresini birlikte yönetmek zorunda kalıyor.'

Ticari vadeler belirgin şekilde uzadı

Reel sektörün finansmanın ihtiyacının önemli bir bölümünün işletme sermayesinden kaynaklandığını dile getiren Taşdelenler, şirketler için nakit akışının sürekliliğinin önemli olduğunu en kritik sorunun da 'ne kadar kazanıyorum' değil, 'ne kadar sürede tahsil ediyorum' olduğunu belirtti. Son dönemde en belirgin değişimin, vadelerin uzaması ve tahsilat davranışının daha temkinli ve seçici hale gelmesi olduğuna dikkat çeken Taşdelenler, 'Sahada gözlemlediğimiz kadarıyla birçok sektörde ticari vadeler belirgin şekilde uzamış durumda. Sektör verileri de bu tabloyu destekliyor. Faktoring sektöründe ortalama alacak vadeleri 70 gün seviyelerinde seyrediyor' diye konuştu.

Faktoring sektörünün işletmenin kendi ticari faaliyetinden doğan değeri, yani alacağını esas alan bir çözüm sunduğunu hatırlatan Taşdelenler özellikle krediye erişim koşullarının sıkılaştığı dönemlerde, KOBİ'lerin teminat ve limit kaynaklı kısıtlarla daha sık karşılaştığını ve banka kredisi dışındaki finansman çözümlerine olan ihtiyacının arttığını söyledi. Faktoring sektörünün 2025 yılı itibarıyla işlem hacminin 1.7 trilyon TL'ye, aktif büyüklüğünün ise 457 milyar TL seviyesine ulaştığını kaydeden Taşdelenler, büyümenin sektörel hacim artışı olarak değerlendirilemeyeceğini aynı zamanda reel sektörün ihtiyaç yapısındaki dönüşüme de işaret ettiğini söyledi. Taşdelenler'in verdiği bilgiye göre faktoring sektöründe son bir yılda işlem hacminde yaklaşık yüzde 39, aktif büyüklükte ise yüzde 45 seviyesinde bir artış gerçekleşti.

Sıkı para, maliyetleri yukarı taşıdı

Faktoring maliyetlerinin finansal sistemdeki genel fonlama koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna işaret eden Taşdelenler, TCMB'nin sıkı para politikası, piyasa faizlerinin yüksek seyri ve jeopolitik risklerin oluşturduğu belirsizliğin, faktoring şirketlerinin fonlama maliyetlerini yukarı taşıdığını vurguladı. Faktoringde işlemin vadesi, alıcının ödeme performansı, garanti unsuru, müşterinin sektörü ve işlem hacmi gibi unsurların fiyatlamayı doğrudan etkilediğini hatırlatan Taşdelenler faktoring şirketlerinin kullandığı kredilerinin 2024 sonundaki 219 milyar TL'den 2025 sonunda 302 milyar TL'ye, alacaklarının ise 288 milyar TL'den 410 milyar TL'ye yükseldiğini söyledi.

Belirleyici unsur para politikası

Taşdelenler şöyle konuştu: 'Faktoring sektöründe bilanço pasifinin yüzde 66'sını banka kredileri oluşturmaktadır. Bu yapı nedeniyle kredi maliyetlerindeki artış, doğrudan müşteriye yansımaktadır. Ancak bu artış her firmada aynı ölçüde hissedilmemektedir. Risk kalitesi yüksek, tahsilat yapısı güçlü ve vadesi daha kısa işlemlerde maliyet daha kontrollü seyretmektedir. Bu yılın seyri açısından bakıldığında, belirleyici unsur para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığı olacaktır. Sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde hızlı bir gevşeme beklemek güçtür. Buna karşılık enflasyonda daha belirgin bir düşüş, piyasa faizlerinde normalleşme ve dış risk algısında iyileşme görülürse maliyet tarafında kademeli bir normalleşme görülebilir.'

'Takipteki alacaklarda artış görülmesi şaşırtıcı olmaz'

Finansal Kurumlar Birliği Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, takibe düşen alacaklar tarafında son dönemde negatif yönde bir hareketlenme olduğunun görüldüğünü ancak bu bozulmanın şu aşamada kontrol edilebilir düzeyde olduğunu belirtti. Taşdelenler şunları söyledi: 'Bununla birlikte verinin ikinci tarafına da bakmak gerekir. Sektör aynı dönemde güçlü bir büyüme sergiledi. Yani takipteki alacaklardaki artış, büyüyen sektör hacmiyle birlikte okunmalıdır. Önümüzdeki dönem için risk tamamen ortadan kalkmış değil. Vadelerin uzadığı, tahsilat davranışının zayıfladığı, finansman koşullarının sıkı kaldığı ve reel sektörün nakit akışı baskısı altında olduğu bir ortamda takipteki alacaklarda bir miktar daha artış görülmesi şaşırtıcı olmaz. Özellikle düşük marjla çalışan, tahsilat gücü zayıflayan ve iç talep-dış talep dengesinde zorlanan firmalarda bu baskı daha belirgin hissedilebilir. Bu süreçte, faktoring şirketlerinin risk seçiciliğini artırması, tahsilat ve garanti fonksiyonunu daha dikkatli işletmesi ve karşılık yapısını güçlendirmesi sayesinde bu alanın yönetilebilir kalması beklenebilir.'

Kaynak: Ekonomim