Küresel piyasalarda savaş kaynaklı enflasyon baskıları tartışılırken, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini yukarı taşıyan tek unsurun enerji fiyatları olmadığına yönelik değerlendirmeler güç kazanıyor.
Özellikle ABD tahvil piyasasında enflasyondan arındırılmış reel getirilerdeki yükseliş, yatırımcıların yalnızca İran savaşı kaynaklı fiyat baskılarından endişe duymadığını ortaya koydu. Analistler, artan kamu borç yükü, yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı büyüme ve merkez bankalarının faiz artırımı ihtimalinin uzun vadeli faizler üzerinde kalıcı baskı yarattığını belirtiyor.
Bloomberg'in analizine göre, ING Bank, Goldman Sachs ve Barclays stratejistleri, petrol fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği enflasyon geri çekilse bile uzun vadeli tahvil getirilerindeki artışın tamamen tersine dönmeyebileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre bu tablo, savaş sona erse dahi küresel piyasalarda borçlanma maliyetlerinin yüksek kalabileceğine işaret ediyor. Bu durumun hükümetler, şirketler ve ekonomiler üzerindeki finansman baskısını sürdürmesi bekleniyor.
Barclays ABD Enflasyon Stratejisi Başkanı Jonathan Hill, piyasadaki hareketin yalnızca enflasyon korkularıyla açıklanamayacağını belirterek, 'Yükselen borç seviyeleri, daha yüksek nötr faiz ihtimali ve yapay zeka yatırımları reel faizleri yukarı itiyor olabilir' değerlendirmesinde bulundu.
ABD'deki 10 yıllık başabaş faiz oranlarının, Fed'in faizleri artırdığı 2022'nin ilk yarısındaki seviyenin 50 baz puan altında olduğunu belirtiyor. Orta vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin bir gösterge olan 5 yıllık başabaş faiz oranı ise aralık ayındaki seviyesi olan %2,2 civarında seyrediyor.
Bank of America ekonomistleri Claudio Irigoyen ve Antonio Gabriel, tahvil piyasalarını neyin hareket ettirdiğini belirlemek için, uzun ve kısa vadeli getiri farkını ifade eden verim eğrisindeki değişiklikleri izliyor. Ekonomistler 'Fed'in gündeme gelebileceği ve artan borç servisi kaynaklı daha da büyük mali açıkların faktör olabileceği bir ortamda, eğrinin uzun ucu, esasen kısa vadeli faiz oranlarındaki bir harekete karşı daha duyarlı hale geliyor' yorumunu yaptı.
ING'nin Amerika kıtası araştırma başkanı Padhraic Garvey de Hürmüz Boğazı nihayetinde açılsa bile reel getirilerin yüksek kalması nedeniyle uzun vadeli faiz oranlarının 'yüksek seviyelerde biraz sıkışıp kalabileceğini' söyledi. Garvey'e göre ABD 10 yıllık tahvil faizinde %4,5'in üzerindeki oranlar daha yüksek reel faiz ortamıyla açıklanabilir.
Söz konusu getiri geçtiğimiz hafta salı günü %4,70'lere kadar yükseldikten sonra cuma günü %4,56'ya geri çekilmişti. Garvey 'Boğazın yeniden açılması enflasyon beklentilerini sınırlayacak, ancak reel getiriler yüksek kalabilir ve bu durumda Hazine getirileri, şu anda pek çok kişinin beklediğinin aksine sert düşmeyecektir' dedi.