Gerçek işsizlik oranını gösteren atıl işgücü oranı mart ayında kendi rekorunu tekrarladı ya da spor haberi diliyle söylersek egale etti.

Atıl işgücü oranı geçen yılın haziranından sonra bu yılın mart ayında da yüzde 31,5 olarak gerçekleşti.

İşsizliğin gerçek göstergesi bu; atıl işgücü oranı. İşte o yüzden işsizliği buz dağına benzetiyorum ya:

Görünür işsizlik oranı mart ayı itibarıyla yüzde 8,1 düzeyinde. Bu orana, çalışmakla birlikte daha iyi iş bulduğunda yeni işe geçmeyi düşünenler, çeşitli nedenlerle iş aramayanlar gibi gizli işsizler de eklendiğinde toplam oran yüzde 31,5'e ulaşıyor.

Yani görünen işsizlik ile gerçek işsizlik arasında 23,4 puanlık bir fark var. Ya da başka bir ifadeyle gerçek işsizlik oranı olan yüzde 31,5'in yalnızca dörtte birine denk düşen yüzde 8,1'ini görüyoruz.

Dörtte üçe karşılık gelen 23,4 puan suyun altındaki buz dağı gibi, görünmüyor. Ama bu kısım yalnızca görünmüyor; oysa orada duruyor.

Dolayısıyla acemi kaptanlar gibi suyun üstündeki buz dağına bakıp küçük sanarak yola öyle devam etmeye çalışmamak gerekiyor.

Hele hele suyun üstündeki işsizlik oranı bindeli hanelerde küçülünce gerçek oranı tümden göz ardı ederek sorunun nasıl da çözülmekte olduğuna ilişkin nutuklar!

Makas giderek açılıyor

Atıl işgücü oranının görünen işsizlik oranından yüksek olması gayet normal. Çalışmakla birlikte daha iyi koşullarda iş bulabildiği takdirde işini değiştirmek isteyenler, çeşitli nedenlerle iş aramayanlar her zaman vardır ve dolayısıyla atıl işgücü ile gerçek işsizlik oranı arasında makas hep var olacaktır.

Ama bu ölçüde olması normal değil.

Grafikte de somut olarak görüldüğü gibi 2014 yılından bu yana olan dönemde söz konusu iki oran arasındaki makas hiç bu kadar açılmamıştı.

2022'nin sonbahar aylarından bu yana olan üç buçuk yıllık dönem boyunca görünür işsizlik oranı genel olarak aşağı giderken, gerçek işsizliği gösteren atıl işgücü oranı tam tersi bir eğilimle arttı.

Atıl işgücünün artma eğiliminde olması üstünde çok önemle durulması gereken bir konu. Görünür işsizlik oranı ilk bakışta çok yüksek değil gibi, hele hele zaman zaman yaşanan inişler çok önemliymiş gibi lanse ediliyor ama o görünmeyen kısım yok mu; o sorun giderek büyüyor.

Görünen de çok düşük değil ki

İşsizlik oranı mart ayında yüzde 8,1 oldu ve bu oran görece düşükmüş gibi niteleniyor. Hele hele bir ay önceye göre ortaya çıkan 0,3 puanlık gerileme kimilerince çok önemseniyor.

Bir kere aylık inişlerin de, çıkışların da çok önemi yok. Önemli olan uzun dönemli seyrin ne yönde olduğu.

2019 ve 2020'de pandeminin de etkisiyle yüksek seyreden ve kimi aylarda yüzde 14'ü aşan işsizlik oranının şimdi yüzde 8'lere gerilemesi tabii ki kayda değer bir gelişmedir ve önemlidir. Ama bu oranın, işgücüne katılım oranının düşük olmasının etkisiyle bu düzeyde seyrettiği de gözardı edilmemelidir.

Kaldı ki atıl işgücünün artması görünür işsizlikteki gerilemeyi gölgeleyen bir unsurdur. Eğer atıl işgücünde aynı dönemde çok ciddi bir artış yaşanmasa 'Demek ki iş aramayanlarda ya da daha iyi koşullarda iş bulduğunda işini değiştirmek isteyenlerde bir artış yok, herkes çalışma koşullarından memnun' diyebilecektik. Oysa şimdi öyle bir durum yok.

Daha da artabilir

Savaş yalnızca Türkiye ekonomisinde değil, tüm ülkelerin ekonomilerinde dengeleri fena halde sarstı. Ve öyle anlaşılıyor ki bu savaş epeyce uzayacak. Daha da önemlisi savaş yarın tümüyle bitse bile etkileri aylar boyu hissedilecek.

Bir kere enerji fiyatları öyle birden bire eski düzeye inmeyecek.

Dünya ekonomilerinde daralan talep, bir anda savaş öncesindeki düzeye gelmeyecek.

Bütün bu etkenler işsizliğin daha da artması demek.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde görünür işsizlik oranının da, atıl işgücü oranının da daha yukarı çıkması beklenmeli.

Aa Haber 30042026

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com

Kaynak: Haber Merkezi