Yıllar önce izlediğim, adını ve konusunu çoktan unuttuğum bir filmin hâlâ hatırladığım bir sahnesi var. Gayet modern görünümlü onlarca kişinin çalıştığı büyük bir ofis ve devasa pencerede şahane bir deniz manzarası. Ama meğer bu çalışma alanı yerin metrelerce altında ve duvardaki deniz manzarası da yalnızca bir yansımaymış. Bir düğmeye basılıyor ve o soğuk duvar ortaya çıkıveriyor. Görünenle gerçek bambaşka:
Türkiye'nin işsizlik verileri de aynen böyle:
Görünen işsizlik başka, oysa gerçek bambaşka:
Görünen işsizlik fena değil, hatta son yıllarda azalma eğiliminde. Öte yandan gerçek işsizlikte yön yukarı doğru.
Görünen işsizlik yer altındaki ofisin duvarına yansıtılan manzara.
Gerçek işsizlik ise o manzarayı yansıtan düğme kapatıldıktan sonra ortaya çıkan sevimsiz çıplak duvar.
Bize hep manzara izlememizi söylüyor ve öneriyorlar ama biliyoruz ki geri planda o sevimsiz duvar var.
Nisan verileri
TÜİK'in dün açıkladığı nisan ayına ilişkin işgücü istatistiklerinde önceki dönemlere göre kayda değer bir değişiklik yok; zaten işgücü istatistiklerinin öyle aydan aya önemli bir değişiklik göstermesi de pek beklenmez.
Görünür işsizlik oranı marttan nisana yüzde 8,1'den yüzde 8,2'ye çıktı, gerçek işsizliğin göstergesi olan atıl işgücü oranı ise yüzde 31,3'ten yüzde 30,1'e geriledi.
Bu oranlarda önemli olan aylık küçük oynamalar değil zaten, uzun dönemli eğilimin neye işaret ettiği:
Görünen aşağı, gerçek yukarı:
Duvardaki manzara gayet güzel, zaman geçtikçe daha da güzelleşiyor. Nasıl mı?
Görünen işsizlik oranı 2014 yılından bu yana olan dönemde en yüksek düzeye pandeminin etkisiyle 2019-2020 yıllarında çıktı. Bu yıllarda kimi aylar işsizlik oranı yüzde 14'ü bile aştı.
Pandemi geride kaldı, işler normale döndü, işsizlik oranı da tek haneli düzeylere indi.
2021'in ortasında yüzde 13,5 dolayında bulunan görünür işsizlik oranı yavaş yavaş azaldı ve yüzde 8'lere oturdu.
Ya bu manzaranın arkasına adeta hapsolan duvar, yani gerçek işsizlik, yani atıl işgücü oranı?
Atıl işgücü oranı 2022 yazından bu yana inişli çıkışlı bir eğri çizse de genel olarak hep artıyor.
Gerçek işsizlik oranı yönünü aşağı çevirmişken atıl işgücü oranının artması çelişki gibi görünmekle birlikte bunlar aslında birbirini tamamlayan göstergeler.
İnsanlar adeta ne iş bulursa çalışmak istiyor ve çalışıyor ama bir yandan da arayış içinde. Zamana bağlı eksim istihdam olarak nitelenen bu kavramı TÜİK şöyle açıklıyor:
'İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.'
Yani bu kişiler istihdamda ama işinden memnun değil, daha çok çalışmak ve para kazanmak istiyor ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla aslında bu kişileri bir başka bakış açısıyla aslında işsiz saymak gerekiyor.
Bir de klasik işsizlik tanımı içinde yer almayan potansiyel işgücü var. Bu grupta yer alanlar üç başlıkta toplanıyor:
■ İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayan kişiler.
■ Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler.
■ Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olan kişiler.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.