Ekonomi

İmalat sanayi kapasite kullanımı nereye?

Sayın Alaattin AKTAŞ'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan 'İmalat sanayi kapasite kullanımı nereye?' başlıklı köşe yazısı.

İmalat sanayinin kapasite kullanımında 2023 yılının kasım ayından sonra başlayan düşüş, arada dalgalanmalar görülse de hâlâ devam ediyor.

Merkez Bankası'nın dün açıkladığı mart ayına ilişkin veriler özellikle mevsimsellikten arındırılmamış şekilde ölçülen kapasite kullanım oranının çok hızlı bir gerileme gösterdiğini ortaya koydu.

Mevsimsellikten arındırılmamış kapasite kullanım oranı mart ayında yüzde 73,3'e geriledi. Bu oran, pandemi döneminde 2020 yılında oluşan orandan sonraki en düşük düzeye işaret ediyor.

Bu yılın mart ayındaki yüzde 73,3'lük oran pandeminin sanayiyi en çok etkilediği 2020'nin nisan, mayıs ve haziran aylarındaki düzeyle elbette kıyaslanamaz ama o dönemin çok geçerli bir 'mazereti' vardı.

Ya bugünün, 2023 kasımından bu yana olan dönemin mazereti?

Mevsimsellikten arındırılmış kapasite kullanım oranı pandemi sürecindeki düzeyden bu yana olan 6 yıllık dönemin en düşüğüne gerilemiş durumda. Hatta öyle düşük bir oran söz konusu ki, pandemi olağanüstü bir dönem olarak kabul edilerek dikkate alınmaz ve hariç tutulursa bu yılın mart ayındaki oran 2014 yılından bu yana geçen 12 yılı aşkın sürenin, yaklaşık 144 ayın en düşük 5'inci oranı durumunda.

Arındırılmış biraz daha iyi

Mevsimsellikten arındırılmış kapasite kullanım oranı ise mart ayında yüzde 74 oldu.

Görece biraz daha iyi sayılabilecek arındırılmış oranda da genel eğilim değişmiyor. Arındırılmış ve arındırılmamış her iki kapasite kullanım oranı da 2023 yılının kasım ayından bu yana dalgalı bir seyir izlemekle birlikte gerileme eğiliminde.

Yani Türk sanayisi tam iki buçuk yıldır kan kaybediyor ve bu durum bir anlamda çaresizce, belki de umursanmadan izleniyor.

Bugünler de aranacak gibi:

Çocukluğumdan zihnime kazınmış bir temenni var. Büyüklerimiz birbirlerine hal hatır sorduklarında genellikle şöyle derlerdi: 'Allah bugünümüzü aratmasın.'

Acaba sanayici de bugününü arayacağı kaygısını yaşıyor mudur?

Çok muhtemel. Şu ortama bakar mısınız, nasıl yaşamasın ki!

Sorun yalnızca maliyetleri artıran ve daha da artıracak olan gelişmeler de değil.

Giderek azalacak alım gücü yurt içindeki talebin zayıflaması gibi bir sonuç doğuracak, bu kaçınılmaz. Sorun yalnızca yurt içi talepte ortaya çıkacak zayıflamayla da sınırlı kalmayacak ki, tüm dünyada bir talep düşüşü ve ekonomilerde bir yavaşlama, hatta belki de daralma görülecek. Belli sektörlerde zaten uzun süredir sorun yaşamakta olan ihracatçı bu dönem daha büyük zorluklarla karşılaşabilecek.

Reel kesim güveninde hızlı düşüş

Kapasite kullanım oranı tarihi dip seviyelere inen reel kesimin güven kaybına uğraması da gayet doğal ve bunun işaretleri çok somut olarak güven endeksinde kendini gösterdi.

Şubatta 104,1 düzeyinde bulunan mevsim etkisinden arındırılmamış seriye göre olan reel kesim güven endeksi martta 101'e indi.

Mevsim etkisinden arındırılmış reel kesim güven endeksi ise 104,1'den 100'e geriledi.

Reel kesim güven endeksinin tüm alt kalemlerinde şubata göre gerileme gözlendi.

Sanayici 'Gidişat fena' diyor

Reel kesime 'Sanayi dalınızdaki genel gidişat konusunda bir ay öncesine kıyasla görüşünüz nedir' sorusu yöneltiliyor.

Bu soruya 'Daha iyimserim' diye yanıt verenlerin oranı yüzde 6,1'den yüzde 5,7'ye indi.

Soruyu 'Aynı' diye yanıtlayanların oranı da yüzde 80,3'ten yüzde 73,4'e geriledi.

Daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 13,6'dan yüzde 20,9'a yükseldi.

İyimser-kötümser farkından hareketle bulunan denge değeri ise 92,5'ten 84,8'e indi.

Bu veriler 15 günlük

Bu arada kapasite kullanım oranında da, reel kesim güven endeksinde de savaşın etkisi kısmen var.

Her iki istatistik de ilgili ayın ilk yarısındaki verilerle oluşturuluyor. Bu yüzden de doğal olarak ayın ikinci yarısındaki gelişmeler kapsanmıyor.

Dolayısıyla savaşın reel sektörün kapasite kullanımı ve ekonomiye güvenine olan asıl etkisini nisan verilerinde görmek mümkün olacak.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr'nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com