ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği bir etkinliğin ardından dış politika ve İran gündemini değerlendirdi.

İran'la bir anlaşma yapmaya yakın olduklarını kaydeden Trump, anlaşma sağlanması halinde İran'ın nükleer silaha sahip olmamayı kabul edeceğini ve Hürmüz Boğazı'nın hemen açılacağını belirtti.

Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların büyük kısmının zaten temizlendiğini anlatan Trump, anlaşma sağlanır sağlanmaz boğazın gemi trafiğine açılacağını vurguladı.

Trump, İran'la anlaşma noktasında ülkenin lideri Mücteba Hamaney ile görüşmeye açık olup olmadığı yönündeki bir soruya, "Onunla görüşmek istemiyorum, ama görüşürsem, onunla tanışmaktan onur duyarım; bir anlaşmaya varabilir miyiz bunu görmek isterim. Eğer anlaşırsak, onunla görüşmem mümkün olabilir." şeklinde yanıt verdi.

Olası bir Trump-Hamaney görüşmesinin Beyaz Saray'da olup olmayacağı yönündeki soruyu ise Trump, bu konuları henüz görüşmediklerini ifade ederek yanıtladı.

ABD Başkanı, İran'ın askeri ve siyasi kapasitesini büyük ölçüde yok ettiklerini savunarak, "Bir şekilde kazanacağız, ya kağıt üzerinde (anlaşma yoluyla) kazanacağız ya da askeri olarak kazanacağız." dedi.

Bununla beraber İran'ı Venezuela ile kıyaslayan Trump, İran'ın çok daha zor bir başlık olduğunu ve askeri açıdan Venezuela'daki gibi olmadığını vurguladı.

"Burası (İran) Venezuela gibi değil; oraya girip biraz kalıp çıkarsın, burası ise farklı." diyen Trump, İran'da kapsamlı askeri operasyon yapabilmenin çok daha ağır bir askeri sevkiyatı gerektirdiğini ifade etti.

Trump, "İran, Amerikan askerlerini öldürürse bu ülkeye yeniden saldırır mısınız?" şeklindeki bir soruya ise, "Eğer (İran) askerlerimizi öldürseydi, sanırım hiç tereddüt etmeden saldırılara yeniden başlardım." diye yanıt verdi.

Öte yandan Trump, Lübnan konusunda hem Hizbullah tarafıyla hem de İsrail tarafıyla görüştüğünü ve barış anlaşmasına yönelik olumlu bir sürecin içinde olduklarını dile getirdi.

Trump, "Hizbullah bizi aradı ve artık durmaya ne dersiniz dediler. Bence orada bazı olumlu gelişmeler yaşanacak. Lübnan’da biraz barışın sağlanabilmesi gerçekten çok güzel olurdu." dedi.

Diğer yandan Trump, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılması için ABD askerlerini İran topraklarına gönderme fikrini tartıştıklarını, ancak bu tür bir askeri operasyonun "çok riskli" olduğuna karar verip bundan vazgeçtiklerini anlattı.

Trump, bununla beraber, İran'daki nükleer kalıntıların çıkarılması konusunda İran'ın kendileri ile işbirliği yapacağını düşündüğünü belirtti.

Küba'daki yönetimin neredeyse "tamamen çöktüğünü" ve Küba halkına "iyilik" yapmak istediklerini savunan Trump, Kübalıların kendilerinden yardım istediklerini ifade etti.

ABD Başkanı, "Orası bir nevi çökmüş durumda. İran İslam Cumhuriyeti ile işimizi bitirir bitirmez burayla ilgileneceğiz. Her seferinde tek bir iş yapmayı severim. Dönüş yolunda (Küba'da) kısa bir mola vereceğiz." ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel'e ABD'nin getirdiği yeni yaptırımların işe yarayacağını savundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin Rusya Devlet Başkanı Putin'e yaptığı "ikili" görüşme çağrısına ilişkin görüşü sorulan Trump, bu durumu memnuniyetle karşıladığını belirtti.

"Bir araya gelmeyi konuşuyor olmalarına sevindim. Bence bunda bizim de büyük payımız var. Buluşurlarsa harika olur, bu işi halletmeleri lazım." diyen Trump, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini ifade etti.

İki ülkenin de bir anlaşmaya varmak için bazı tavizler vermesi gerektiğini kaydeden Trump, bu tavizlerin neler olabileceği ile ilgili sorulara yanıt vermemeyi tercih ettiğini söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Putin'e sosyal medya hesabından yayımladığı açık mektupta, iki liderin bir araya gelmesi ve savaşı aralarında sona erdirmeleri gerektiğini belirtmişti.

Savaşın bitirilmesi gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, "Bunu dürüstçe, onurlu bir şekilde yapmalıyız ve yeni bir savaşın çıkmayacağını garanti etmeliyiz. ABD'nin tüm dikkatini İran meselesine ayırdığını görüyoruz ve dikkatlerinin Avrupa'daki savaşa yönelmesini beklemek yanlış." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında kömür üretimine yönelik açıklamalarda bulundu.

"Temiz ve güzel" kömürün gücüyle Amerikalılar için enerji fiyatları ve yaşam maliyetlerini düşürmek adına tarihi bir adım attıklarını dile getiren Trump, Çin dahil birçok başarılı ülkenin kömür kullandığını, "büyük çöküş" yaşayan bazı ülkelerin ise "pek bir işe yaramayan" rüzgar gibi alternatiflere yöneldiğini anlattı.

Trump, "Bugün duyurduğum 700 milyon dolarlık yatırımın bir sonucu olarak 14 kömür santralini ve 42 kömür madenini koruyacak, iki yeni kömür santrali ve devasa bir yeni ihracat terminali inşa edeceğiz. Bu adımlar 14 binden fazla istihdamı destekleyecek ve Amerikan halkına elektrik masraflarından 50 milyar dolar tasarruf sağlayacak." diye konuştu.

West Virginia, Kentucky, North Carolina, Indiana, Tennessee, Arizona, Arkansas, Oklahoma, North Dakota ve Wisconsin'deki 13 kömür santralini kurtarmak için "Savunma Üretim Yasası"nı devreye soktuklarını ifade eden Trump, bu adımın söz konusu tesislerin operasyonel ömürlerini on yıllarca uzatacağına dikkati çekti.

Trump, bunun elektrik şebekesinin güvenilirliğini sağlamlaştıracağını ve Amerikan halkı için elektrik fiyatlarını düşük tutacak yatırımlar yapılmasına olanak tanıyacağını vurguladı.

Bu yazdan itibaren West Gateway projesinin temelinin atılacağını ve 2028 yazına kadar yılda 12 milyon tondan fazla kömürün dünyanın dört bir yanındaki ülkelere gönderileceğini bildiren Trump, söz konusu projenin 10 yıldan fazla bir süredir geciktirildiğini öne sürdü.

Trump, "dolandırıcılık" olarak nitelendirdiği, yeşil enerji için ayrılan yaklaşık 200 milyon doları, Maryland'de bir kömür santralini yeniden başlatmak ve Alaska ile West Virginia'da iki yeni kömür santrali inşa edilmesi için tahsis edeceklerini söyledi.

Bu santrallerin yeni teknolojilerle "temiz şekilde" inşa edileceğini kaydeden Trump, ABD'de 2013'ten beri kömür santrali açılmadığını belirtti.

Trump, halihazırda kömürle ilgili 76 projeyi onayladıklarına değinerek, "Geçen yıl 17 gigavatlık kömür enerjisinin devreden çıkmasını engelledik. Bu, yaklaşık 13 milyon eve en düşük fiyattan yetecek kadar güç demek." değerlendirmesinde bulundu.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum da önceki yönetimin aşırı sübvansiyonlu, kesintili ve hava durumuna bağlı elektrik kaynaklarının peşinden gittiğini bu nedenle şebekenin risk altına girdiğini öne sürdü.

Trump yönetiminin ülkede kömürü korumak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak için önceki yönetimlerden çok daha fazla çaba harcadığını savunan Burgum, "Ülkemize, elektrik şebekemize, yapay zekadaki rekabet gücümüze ve üretime güç sağlamak için uygun fiyatlı, güvenilir ve emniyetli Amerikan enerjisinin omurgası kömürdür." dedi.